Merhabalar
Umarım afiyettesinizdir...
İsa’nın yeniden dünyaya gelişi hakkında hazırladığım
sunumun videolarına devam ediyorum.
Hatırlarsanız geçen bölümlerde genel bir bakış yaptık,
vaatlere baktık. Tevrat’ta Allah’ın İsrailoğullarına; gerçekten kendine
bağlanmış Muvahhit olan insanlara vermiş olduğu vaatler vardı. Bu vaatleri birazdan
tekrar göreceğiz. Ve bundan sonra Kur’an’ın bu vaatleri tasdiklediğini gördük.
Ve eğer İsrailoğulları gerçekten bu vaatlere uyarlarsa bu kontratın hâlâ açık
olduğunu, bu vaadin hâlâ geçerli olduğunu gördük Kur’an’da. Ondan başka,
İsrailoğullarına verilen bu vaadi gerçekleştirecek olanın El-Mesih olduğunu,
yine tekrar geleceğini, hem Tevrat’ta hem Kur’an’daki ayetlerle beraber gördük
ve tasdikledik. Ve sonra dedik ki bundan sonra biz inanan insanlar olarak ne
yapmalıyız? Yani aramızda çeşitli dini etiketlere sahip olan insanlar var;
Museviler var, Hristiyanlar var, Hristiyanlardan Katolikler var, Protestanlar
var onların içerisinde başka gruplar var... Aynı şekilde Müslümanlardan
Sünniler var, Şiiler var. Ve bunun yanında Muvahhitler var. Muvahhitler...
Belki ilk defa duymuşsunuzdur. Muvahhitler, dininin bazı olarak sadece Kur’an’ı
kabul eden bir kesim... Hep beraber toplanıp nasıl bir hamlede bulunabiliriz?
Allah’ın kendisine gerçekten kul olanlara vaat etmiş olduğu bunca güzel şey
var; Muvahhitlik dininin bütün dünyaya yayılması, Allah’tan başka hüküm verici
olarak başka kimse kabul edilmemesi, dünya barışı, insanların hep kardeş
olması... Bunu gerçekleştirmek için ne yapmalıyız? Çünkü bu motivasyonu biz
yine Kur’an’dan aldık, yine Tevrat’tan aldık, böyle bir şeyi gerçekleştirecek,
bunu yapmak için El-Mesih gelecek, The Mesaya, gerçek Mesih gelecek, onun bir
misyonu var. Kur’an’da yine aynı şekilde onun geleceği tasdik ediliyor. Onunla
beraber bir gruptan bahsediliyor. Bir grup gelip gerçeği örtenlerin üstüne
galip gelecek bir grup var. Burada bir motivasyon var. Dolayısıyla biz neden
şimdiden böyle Mesihî bir ruhla, böyle bir grup oluşturup, her dinden, etiketi
ne olursa olsun fark etmez, hep beraber birleşip bu misyonu eda etmiyoruz?
Amacımız sadece Allah’a ibadet eden bir nesil yetişmesi ve dünya barışını tesis
etme ve herkesin İbrahimî dinden olan herkesin, beraberce, kardeşçe dünyada
yaşamalarını sağlamak...
Evet, şimdi bu görüşü gerçekleştirmek için, üzerinde
hâlâ etiket bulunduran insanlar var, olabilir, kesinlikle saygı duyuyorum ben
buna; Musevilik, Hristiyanlık, Müslümanlık, Sünnilik, Şiilik etiketi
olabilir... Hepimizin neler yapması gerekli? Bunu teker teker görmeye
çalışacağız.
Bugünkü paylaşımda Musevilik etiketi taşıyanların,
kendisini Musevi olarak hissedenlerin ne yapması gerekli, bunun üzerinde
durmaya çalışacağız. Sadece burada son derece âcizane kendi fikirlerimi
paylaşıyorum. Belki onların arasından da bu fikirlerime aklı yatan ve bu konuda
bir şeyler yapmak isteyen insanlar çıkacaktır. Bu davada hep beraber omuz omuza
verecek insanlar...
Şimdi Tevrat’ta Allah’ın İsrailoğullarına vermiş
olduğu vaatleri nelerdir, hemen hatırlayalım.
TEVRAT’TA ALLAH’IN İSRAİLOĞULLARINA VAATLERİ
1. Bütün İsrailoğulları sağ salim Kudüs’e geri
dönecekler.
2. Son Mabet inşa edilecek.
3.İsrailoğulları Rabbine hakiki mânâda yönelecek.
4.Dünya barışı gerçekleşecek.
5.Tüm ulusların tek Rabbe inanması.
İsrailoğulları deyince artık hemen akla Yahudi/Yahuda
ismi geliyor. İsrailoğullarının, işte o vaat edilen topraklara yerleştikten
sonra İsrail’in -Allah’a inanan tek kavimdi o dönemde- bölünmesi sonucu bir
kısmı Yahuda ismini alıyor. Yahuda’da bulunan kişilere Yahudi deniyor. Yani bu,
politik bir isim. Devlet ismi. Halbuki İsrail, Allah’ın Yakup’un oğullarına
verdiği isim. Yakup’un ismi İsrail. Vakti zamanında Allah’a inanan insanlar...
İsrail deyince lütfen bunu tekrar ediyorum bu bir tarafa çekilmesin önceki
videolarımda açıkladım. Bunun yanlış anlaşılmasını istemiyorum. Ben bugün Orta doğudaki
İsrail devletinden bahsetmiyorum. İnşallah Allah-u Teâlâ onlara da Muvahhitliği
nasip eder, barış dolu bir hayat yaşamayı nasip eder. Bu davaya inşallah bir
gün onları da katar ve bu sefer onlar gerçekten Allah’ın kendilerine vaat etmiş
olduğu Muvahhitlik inancını benimserler ki bugün zaten ne olduğunu göreceğiz.
Böyle bir şey olunca zaten bütün düşmanlıklar ortadan kalkacaktır. Bu sadece
bir teori ve bu teoriyi pratiğe geçirmek için ne yapmak lazım?
Evet, birincisi, neydi bu vaatler? Hristiyanlar da
bunu dinlesinler. Çünkü Hristiyanlar da Tevrat’ın ayetlerini kabul ediyorlar.
Ve dolayısıyla Hristiyanların da bunu dinlemesi lazım. Fakat ben başka bir
paylaşımda özel olarak Hristiyanların ne yapması gerektiğini şahs-ı âcizanemce
sadece bir tavsiye olarak, tekrar altını çiziyorum, alan alır, almayan kapatır,
hiç önemli değil, bunu zaten paylaşacağım. Fakat burasını hem Museviler, hem
Hristiyanlar lütfen dinlesinler.
1. Bütün
İsrailoğulları sağ salim Kudüs’e geri dönecekler.
Herkes, İsrailoğlu... Yani kendini sadece Allah’a
adamış insanlar rahat rahat Kudüs’e geri dönecekler. Acaba başıma bir bomba
düşer mi, beni kimse öldürür mü? Böyle bir kuşku olmadan…
2. Son Mabedin inşa
edilmesi
Muvahhitlik dininin, barış dininin, yeni anayasa kabul
edildikten sonra bütün dünyaya yayılacak olan bu yeni... Yeni demeyelim.
“Zalike dinü’l-kayyimeh” Allah’ın dini kayyim yani ezelden beridir, geliyor
diyor Kur’an, yeni bir din değil ve fakat bu dinin yeniden kalplerde doğması...
O başka bir şey. Çünkü dinin zamanla üzeri örtülür, üzeri örtülen şeyler tekrar
silinir ve tekrar o kayyim olan, ezeli olan din tekrar açığa çıkar. Dolayısıyla
bunun yeni mabedinin, ‘Son Mabedin inşa edilmesi’ Tevrat’ta vaatlerin
içerisindeydi ve Kur’an da bunu gelip tasdikledi.
3. İsrailoğulları Rabbine
hakiki mânâda yönelecek.
Yani hakiki mânâda Allah’ın sözlerini dinlemeye
başlayacaklar. Hakiki mânâda kendilerini O’na verecekler ve birazdan ayetleri
göreceğiz.
4. Dünya barışı
gerçekleşecek.
Akan kan duracak.
5. Tüm uluslar tek
Rabbe inanacak.
İnşallah. Güzel bir dava. Neden hep beraber böyle bir
davaya şimdiden başlamıyoruz. Yani içimdeki bu enerjiyi, bunu gerçekleştirme
hevesini sizinle paylaşabilsem ama bunu paylaşamıyorum sadece kelimelerle...
Ama inanıyorum ki Allah size, şuanda pek duymadık, ilerde Kutsal Ruh
vasıtasıyla sizin de içinize bu ilhamları verecektir ve inanıyorum ki beni
dinleyen birçok kişi benimle aynı duygu ve düşünceye sahip. Bunu açıklama
fırsatı bulamamış insanlar var. İnşallah hep beraber bir araya geldiğimiz
vakit, bu duygu ve düşüncemizi açığa vururuz. Ve bu misyona hep beraber
başlamış oluruz.
MUSEVİLERİN TEVRAT’TA ALLAH’IN İSRAİLOĞULLARINA
VERDİĞİ VAATLERE SAHİP OLMASI İÇİN YAPMALARI GEREKENLER
“Bugün
size ilettiğim buyruklar uyarınca
siz ve çocuklarınız Rabbiniz Allah’a döner, bütün yüreğinizle, bütün canınızla
O’na uyarsanız, Tanrınız size merhamet edecek, sizi sürgünden geri
getirecek...” (Yasanın Tekrarı 30:3)
Bugün korkarak yaşayan insanlar var, eğer onlar
‘Allah’ın ilettiği buyruklar uyarınca’ birazdan göreceğiz bunu, çok az kaldı,
bunu yaparlarsa hayatlarını bu şekilde kanalize ederlerse artık rahatlıkla
Allah’ın vaadine ulaşmış olacaklar.
Evet, başka bir ayette;
“Siz
yine Rabbin sözüne kulak
verecek, bugün size ilettiğim buyrukların hepsine uyacaksınız.” ( Yasanın
Tekrarı 30:8)
Rabbin sözü... Altını çizdim. Birazdan göreceksiniz.
Rabbin sözünün ne olduğunu... Neden hâlâ size yapılmış olan bu vaatlerin yerine
gelmediğini şimdi göreceksiniz. Kendi imkânlarımla bunu size anlatmaya
çalışacağım.
Devam edelim:
“Onlara
tek bir yürek vereceğim içlerine yeni
bir ruh koyacağım. İçlerindeki taş yüreği çıkarıp onlara etten bir
yürek vereceğim.” (Hezekiel 11-19)
Yeni bir ruh... Eski bir ruh değil. Onlar için yeni
bir ruh. Bunlar benim sözüm değil. Bunlar zaten Tevrat’ın sözü.
Yeni bir ruh... Onlara yeni bir ruh koyacağım. Ve ne
olacak? Bu şekilde kalpleri yumuşayacak.
Evet,
“...Sizden
de öyle hoşnut kalacak ve sizi başarılı kılacak. Yeter ki, Rabbinizin sözünü dinleyin bu Yasa
kitabındaki yazılı buyruklarıma kurallarıma uyun ve bütün yüreğinizle, bütün
canınızla O’na dönün.” (Yasanın Tekrarı 30:8)
Rabbinizin sözü... Bunun tekrar altını çizdim. Az
önceki ayet de böyleydi.
“Rabbin
sözüne kulak verin.”
Burada da diyor ki;
“Rabbinizin
sözünü dinleyin.”
Yani bu vaatlere ulaşmak istiyorsanız Allah’ın size
vermiş olduğu ahitlere erişmek istiyorsanız Rabbinizin sözünü dinlemeniz lazım.
Evet;
“Ama
o günlerden sonra İsrail halkıyla yapacağım anlaşma şudur, diyor Rab. Yasamı içlerine yerleştirecek,
yüreklerine yazacağım. Ben onların Rabbi olacağım, onlar da benim halkım
olacak...” (Yeremya 31: 33-34)
Yasa... Yeni bir ruh... Rabbin sözü... Bunların hepsi
aynı…
“Ben
onların Rabbi olacağım onlar da benim haklım olacak.”
Düşünsenize Allah’ın, Rabbin, Yahova’nın, Tanrı’nın
halkı olmak... Hiç kimsenin sırtı yere gelmez. Vaatleri hatırlayın. “ Yalnız
benden korkun.” diyor. Ahdimi yerine getirirseniz, yalnız benden korkacak başka
hiç kimseden korkmayacaksınız. Allah’ın halkı olmuşsunuz.
Evet, hatırlayalım.
Son Vahiy’deki, Kur’an’daki 2:40 ayetine bakalım.
“Ey
İsrailoğulları, size verdiğim nimeti hatırlayın ve ahdime vefa gösterin, ben de
size olan ahdi yerine getireyim. Ve böylece yalnızca benden korkun.”
MUSEVİLERİN UYMADIĞI ALLAH’IN TEVRAT’TAKİ AYETİ
“Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber
çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz.
Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek. Adıma konuşan
peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım.” (Yasanın
Tekrarı 18:18-19)
Rab, burada Musa’ya sesleniyor. Diyor ki, “Onlara...”
çünkü Musa burada halkıyla konuşuyor.
Sayın Musevi kardeşlerim!
Sayın Hristiyan kardeşlerim!
Sevgili kardeşlerim!
Size bir hitap var. Diyor ki burada Rab, Musa’ya;
“Onlara
kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun
ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.
Adıma konuşan peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım.”
Söz demiştik ya; “Rabbin
sözünü dinleyin.”
Söz... Rab konuşacak. O’nun sözünü dinlemediğiniz
müddetçe bu gerçekleşmeyecek. Rabbin sözü... Rabbin sözüne kulak verelim. Bunu
yapmanız gerekiyor.
Evet, nerde kaldık.
“Sözlerimi
onun ağzından işiteceksiniz...”
O gelen peygamberin kardeşleri arasından, sana
benzeyen peygamberin ağzından sözlerimi işiteceksiniz. Çünkü o peygambere
buyruklarımın tümünü ileteceğim. Hani diyor ya onlara; “Yaptığım bütün
emirleri dinleyin. Benim sözümü dinleyin...” diyor, ondan sonra “...buyruklarımı
dinleyin.”
“Adıma
konuşan peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım.”
Evet, acaba sevgili kardeşlerim, burada Ahmet
Resul’den başka kimden bahsediyor? Kur’an’ın vahyedildiği şahıs; Ahmet Resul…
Ben Ahmet Resul demeyi tercih ediyorum. Muhammed peygamber ismi adına bir sürü hakaretler
içeren yalan şeyler yazılmış. Ben
Muhammed peygamber yerine Ahmet Resul demeyi kendime bundan sonra bir amaç
edindim.
Evet, ne diyor?
“O’nun
ağzından ben konuşacağım.”
diyor.
Burada, O’ndan bahsettiği çok açık, bakın: Yasanın
Tekrarı 18.18
1. Kardeşleri arasından
2.Senin gibi bir peygamber
3. Sözlerimi O’nun ağzından işiteceksiniz.
Rab, diyor ki Musa’ya, onların kavmine, Musa’nın kavmi
kimdir, Musa’nın kavmi İshak’ın soyundan gelen kavim. Diyor ki Rab; “Onlara
kardeşleri arasından...” kendi aralarından değil, kardeşleri arasından.
İshak’ın kardeşi İsmail. Zaten bu yaratılış kitabında da yazar. İsmail
peygamberin Faran çöllerine doğru gidip ona Allah’ın büyük bir insan topluluğu
bahşedeceğini zaten Yaratılış Kitabı’nda da göreceksiniz. Tevrat’ın ilk kitabı.
Burada söylüyor. İbrahim peygamber, alıyor İsmail’i oraya götürüp bırakıyor.
Annesi Hacer’le beraber. Bu zaten Tevrat’ın ilk kitabında yazıyor. Ve O’nun
soyundan bir sürü insan geleceğini de söylüyor. Büyük bir kavim. Bunlar
Araplar. Araplardan çıkmış bir peygamber var. Diyor ki Rab, Musa’ya; “Onlara
söyle kardeşlerinin içinden” , kendi aralarından değil, kendi aralarından
olsa orda başka bir peygamberden bahsetmiş olur. Mesela İsa Resul olabilir.
Fakat burada kardeşlerinden bahsediyor. İshak peygamberin kardeşleri İsmail
peygamberdir. O’nun soyundan gelenler, yani Araplardan kim çıktı? Ahmet Resul.
Bu birincisi.
İkincisi; “Senin gibi bir peygamber.” Senin
gibi... Burada sözedilen olay, yani İsa Mesih’ten bahsetmiyor burada. Çünkü İsa
Mesih, Musa gibi değildi. Doğumu bakımından Musa gibi değildi. Getirdiği sevgi
mesajı, barış mesajı, birleştirici mesaj olarak Musa’dan farklıydı. Getirdiği
şeriat farklıydı. O’nun dini yorumlaması çok farklıydı. Allah’ın ona vahyetmiş
olduğu şeylerdi elbette. Kendi başına uyduramaz. Allah ona ne vahyetmişse, Kutsal
Ruh tarafından ne ilham etmişse İsa Mesih onları tebliğ etmiştir. Burada
bahsedilen “senin gibi bir peygamber”, diyor, Musa’ya... Şeriat. Yani bu
şeriatı, Tevrat’ın paralelini ancak Kur’an’da görürsünüz. “Senin gibi bir peygamber.”
Bu ikinci şart. Çok açık. Kardeşleri arasından, senin gibi bir peygamber.
Ve üçüncüsü;
“Sözlerimi
onun ağzından işiteceksiniz.”
Kur’an’ı açıp okuyun. Kur’an’ın ayetleri “De ki” diye
başlar. Birçok ayet; de ki, söyle... Ahmet Resul, Kur’an ayetlerini okurken
“Söyle” diye başlar. Siz böyle bir hitap başka yerde gördünüz mü? Yani burada
açık olarak Rab, Muhammed peygamberin ağzından konuşmuştur, Kur’an konuştuğu
zaman. Muhammed peygamberin kendi nefsi vardır, kendi şahsı vardır. Onun nübüvvetini
temsil etmeyen hayat boyunca söylemiş olduğu kelimeler Kur’an değildir.
Allah’ın hüküm ve yasaları da değildir. Kendisi Allah’ın ona vermiş olduğu,
kendisine vahyetmiş olduğu Kur’an’a yazdığı hüküm ve yasalardan başka kendisi
hiçbir hüküm ve yasa koyamaz. Kesinlikle. Bu kapı Kur’an’da kapalıdır. Fakat
Kur’an’da bu sizin işittiğiniz sözler direkt olarak Rabbinizin sözüdür. ‘De ki’
diyor ve zaten Kur’an’ın Allah kelamı olduğu çok açık. Bunu başka videolarda da
konuşabiliriz, paylaşabiliriz. Kur’an’ın Allah kelamı olduğunu ispatlayan
yüzlerce ayet var. ‘Ayet’ dediğim delil demek, her zaman yazılmış cümleler
demek değildir. Ayet; delil, ispat demektir.
Evet, Yasanın Tekrarı’nda Allah’ın size emretmiş
olduğu bu ahdin yerine gelmesi için emretmiş olduğu ve bugün hâlâ yapmadınız,
bin dört yüz küsur senedir yapmadığınız bir olay... Bunu gerçekleştirdiğiniz
takdirde inşallah bu vaatlerin hepsi size verilecektir. Allah size söz
vermiştir. Söz veren Allah olduğu için, kâğıdın üzerine Allah mühür bastığı
için hiç kimse O’nun karşısına geçemez. Kesinlikle ve kesinlikle O’nun size
göndermiş olduğu hediye size ulaşacaktır. Bunun önüne hiç kimse geçemez. Buna
inandığınızı biliyorum. Siz de inanıyorsunuz. Çok ciddi bir şekilde
inanıyorsunuz biliyorum. Ve bu aynı şekilde Hristiyanlara da... Siz de
göreceksiniz. Şimdi içinizden belki diyeceksiniz, yani şimdi Kur’an’ı kabul
edersek o zaman Müslüman mı olacağız? Kafamıza takke takıp, beyaz giyinip,
sakal bırakıp, beş vakit namaz, bir sürü şeyler... Arkadaşlar Kur’an’da,
Allah’ın vahyetmiş olduğu, Ahmet Resul’e vahyetmiş olduğu Kur’an’da öyle
bilgiler var ki, bugünkü Müslümanların yapmış olduğu ibadet tarzlarıyla
Kur’an’ın içerisindeki din çok farklı. Bunu şuanda açığa vuran bir sürü insan
var. Benim de kendi çabalarımla Tevrat’tan anladığım, öğrendiğim ve Kur’an’ı
didik didik etme sonucu edindiğim bilgiler var. Bunları sizinle paylaşacağım.
Ben bana uyun demiyorum, başka bir sürü insan var. Aklınıza hangisi uyarsa... Sadece
ben kendim, bu işten para almıyorum kesinlikle... Sadece burada paylaşacağım
sizinle yeter ki şunu söylemek istiyorum size, kendiniz araştırın, kendiniz
bulun. İnternet denilen mübarek bir olay var. Kendiniz araştırın, Arapça
öğrenin, kendiniz okuyun. Zaten diyor ya; “Size dininizi kimse öğretemeyecek.”
Zaten bundan sonra siz dinin felsefesine yani dini öğrenme kapasitesine
kendiniz sahip olacaksınız. Kur’an’ı alıp kendiniz gözlemleyeceksiniz. Kimse
size bir şeyleri dikte edemeyecek. Dinlersiniz, hoşunuza gider ya da gitmez... Din
budur.
TEVRAT’TA MUSA VE HARUN PEYGAMBERLERDEN ÜMMETLERİ
ADINA ALINAN SÖZ
Evet, bu sunumların ilk başında bir ayet paylaşmıştım;
3:81 ayeti...
“Hani Allah peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)'
almıştı: "Andolsun size Kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini
doğrulayan bir resul geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda
bulunacaksınız." Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır görevi
aldınız mı?" Onlar: "kabul ettik" demişlerdi de "Öyleyse
şahit olun, ben de sizinle birlikte şahit olanlardanım," demişti.” (3:81)
Bu peygamberler İsrail’e gelmiş olan peygamberler...
Az önce örneğini gösterdim. Musa, aynı şeyi söyledi. “Sözlerimi O’nun
ağzından dinleyeceksiniz.” diye. Kur’an’a dönelim; “O’na mutlaka iman
edeceksiniz.”
İman etmenin şartı da bu. Yani benim amacım Resul’e
iman etmek, Resul amaç değildir, araçtır. Resulü amaç yapan düşünce putperest
bir zihniyettir. Resul araçtır. Amaç ne? O’na yardım etmek. Yani resule iman
edip onun dediklerini kabul etmek. Çünkü amaç burada; Rab diyor ki; “Benim
sözlerimi dinleyeceksiniz...” Rabbin sözünü dinlemek... Resul bir araç
olarak geldi. Bir amaç edinmeyeceksiniz. Tabii ki inanacaksınız. Allah, O’nu
göndermiş, tamam. Ama bu kadar… Amaç değil resul, araç. Amaç; Allah’a
yakınlaşmak ve O’nun sözlerini dinlemek... Amaç bu. Ve Rabbinizle bir irtibata
geçmek… Evet, böyle bir söz almıştı peygamberlerden ve onların ümmetlerinden...
“Bunu
kabul ettiniz mi verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?”
“Ağır görev”
diyor. Çok zor. Birçok insanın nefsine dokunacak bu. Ben nasıl olur da başka
bir kitabı kabul ederim. Kendi kitaplarınızda, benim de inandığım Tevrat’ta
yeni gelen peygamberlerin nasıl inkâr edildiğini, yeni gelen insanların onların
yeni mesajlarını kabul edemediğini, nefislerine ağır geldiğini siz de
okuyorsunuz. Aslında bu kişisel değil, yapacağınız çok büyük bir kahramanlık.
İsrailoğulları kelimesini, İsrail’de kurulacak olan bu devleti, bu gerçek vaadi
bütün dünyaya yaymak için yapacağınız bir fedakârlık. Ve dünya barışı
sağlanacak. Sadece şu kitabı dinlemeniz lazım; Kur’an!
Evet ve mutlaka O’na yardım etmelisiniz.
Şimdi yardıma da geliyoruz birazdan. Bunu kabul edip
yardım etmek, bunu faaliyete dökmek. Bu kitabın anlaşılıp herkes tarafından
kabul edilmesi için... Bu Mesihî bir misyon. Bu inanılmaz bir misyon. Tarihin
altın sayfalarına yazılacaksınız. Sizi temin ediyorum. Tarihin altın
sayfalarına yazılacaksınız. Tarihte görülmemiş bir olayın altına imza
atacaksınız. O kâfirlerin üzerine tutulacaksınız. Allah’ın vaadi var burada.
Kesinlikle. Bundan şaşmayın.
Evet, Allah da buna şahit oldu. Umut ediyorum ki bu
mesajımı kabul edersiniz. Hep beraber oturalım bu misyona başlayalım. Hep
beraber. Rabbimizin saltanatını dünyaya yayalım. Etiketlerimizden sıyrılmış bir
şekilde. Sonuçta böyle bir kitap var, Mesihî bir misyon var ve bunun bütün
dünyaya yayılması lazım. Ve göreceksiniz bu kitap kesinlikle size hakaret
etmiyor, tam tersi... Mesela Bakara suresi denilen, kesinlikle uydurma bir
isim, Bakara suresi değil o surenin ismi, orda kesilen bakara da bakara değil,
inek de değil, yanlış. Zamanı gelince inşallah bunu sizinle paylaşacağım. Ben
ikinci sureye Ahit ismini verdim. Yeni antlaşma. Çünkü burada resmen Allah’ın
İsrailoğullarına verdiği ahitten bahsediliyor. Fakat şimdi öyle anlaşılmıyor
tabii ayetler hep eski geleneksel düşüncelerle, zihniyetle çevriliyor. Halbuki
tam tersi. Burada Rabbin saltanatı ilan ediliyor. Bazı insanlar ayetlerin
isimlerine kendi istekleri doğrultusunda çeşitli isimler vererek o ayeti okurken
anlayış merkezinizi kaydırmışlar. Halbuki siz ikinci sureyi okuduğunuzda çok
farklı şeyler göreceksiniz. Eğer o zihniyetten çıkabilirseniz…
İSRAİLOĞULLARI’NA VAADEDİLENLERİ GERÇEKLEŞTİRECEK “HA
MAŞİAKH”
“...Onlarla Şalom Antlaşması yapacağım.
Ebediyetin antlaşması onlarla olacak. Onları yeniden oraya yerleştirip
sayıca çoğaltacağım. Mabedimi ebediyet için onların ortasına kuracağım.
Konutum aralarında olacak; onların Rabbi olacağım onlar da benim halkım olacak.
Mabedim sonsuza dek onların arasında oldukça uluslar İsrail’i kutsal kılanın
ben Rab olduğumu anlayacaklar.” (Hezekiel 37: 24-28)
Neden Kur’an? Bunu ben söylemiyorum. Bunu Tevrat
söylüyor. Rabbimiz Tevrat’ımızda bize bunu bildirdi. Lütfen okuyunuz. Yanlış
çevriliyor, bunu bir videoda paylaşmıştım. Şalom kelimesi geçiyor, esenlik diye
çeviriyorlar, yanlış! ‘Şalom’, demek, İslam demek. İslam dininin kitabı
Kur’an’dır. Şalom Antlaşması; Kur’an’dır, son vahiy. Ahmet Resul’e indirilmiş
son vahiy.
“Ebediyetin
antlaşması onlarla olacak...”
Bütün vaatler tasdikleniyor burada. Bunlar Allah
kelamı. Allah sözü, Tanrı’nın sözü, Rabbin sözü. Ezeli olanın sözü. Şalom Antlaşması;
Kur’an. Yeni antlaşma! Tevrat’ı atacak mıyız? Haşa, olur mu öyle şey?! Atmak
yok. Duracak o. Fakat yeni bir antlaşma, yeni bir ruh... Bizim bilmemiz gereken
birçok örnek var. Atılır mı hiç böylesi bir kitap? Atılmayacak. İbretlik bir
sürü hadise var. Ama yeni antlaşma Kur’an’dır. Kur’an, Tevrat’ı tasdikler.
Evet, ne diyor:
“Mabedim
sonsuza dek onların arasında oldukça uluslar İsrail’i kutsal kılanın ben Rab
olduğumu anlayacaklar.”
Siz Rabbe ancak bu şekilde hizmet edersiniz. Ve
inanılmaz bir hizmet bu. Çok büyük bir mükâfat sahibi olacaksınız. Allah’ın
size Tevrat’ta vaat etmiş olduğu şeylerin hepsini gerçekleştirmek için yola
koyulmuş insanlar olacaksınız.
Evet; 2:40
“Ey
İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın ve ahdime vefa gösterim. Ben de
size olan ahdi yerine getireyim. Ve böylece yalnız benden korkun.”
Mesihî bir misyon. Ve bir bakarsınız aranızda Mesih’i
de görürsünüz. Önemli olan burada herkesin Mesihî bir şekilde bir şey yapması.
Başka bir şey ispatlamaya gerek yok. Herkes Mesihî bir ruhla bu vazifeye omuz
verecek. Omuzlanacak. Plânlar, projeler ortaya koymak, hep beraber...
İnsanlığın dertlerine nasıl çözüm bulabiliriz, barışçıl bir şekilde, Mesihî bir
ruhla? El kaldıranlara bazen yanağımızın öbür tarafını çevirmek zorunda
kalacağız. Ama ne fark eder ki... Sebepler fark etmez. Birisi sana tokat vursa
bile o tokat Allah’a ait. Eğer Allah’ın eli senin yanağına değmişse, öpemem
yanağımı ama...
Evet,
“Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın ve
ahdime vefa gösterim. Ben de size olan ahdi yerine getireyim. Ve böylece yalnız
benden korkun.” (2:40)
MUSEVİLERİN TEVRAT’TA ALLAH’IN İSRAİLOĞULLARINA VERDİĞİ
VAATLERE SAHİP OLMASI İÇİN YAPMASI GEREKENLER
1.Muhammed Peygamberi İsrail peygamberlerinden farksız
kabul etmek
2.Rabbin Tevrat’ta kabul etmenizi emrettiği Söz’ünü,
yeni ruhunuz ve anayasanız olarak kabul etmek
3. Tüm dünyada kurulacak Rabbin saltanatının inşası
için beklediğiniz Mesih’in misyonuna şimdiden yardımcı olmak
Bugün size başka değişik sebeplerden söylenilenler
gibi değil. Kur’an diyor ki:
“La
nuferrigu beyne ahadin min rusulih...”
“Resuller
arasında ayrım yapmayız...” (2:285)
Onlar resuller arasında ayrımcılık yapmazlar. Gerçek
inananlar... Ayrım yapmadan... Size de “Onların arasından” diyordu ya
Yasanın Tekrarı 18:18’de.
“Kardeşlerinin arasından senin gibi bir peygamber gelecek.”
Muhammed Peygamberi de bir peygamber kabul etmek. Kur’an’da
bir tane bile böyle bir ifade yok; en yüce filan değil. Normal bir peygamber.
Bu birincisi... Amaç değil.
İkincisi ise amaç; Allah’ın sözünü kabul etmek. Yeni
ruh, yepyeni... Tevrat’ta eski ümmetlere haram kılınmış, yapmaları için farz edilmiş
birçok şeyi ortadan kaldıran, bugünkü pratikle de hiç alâkası olmayan ne yazık
ki zaman olsa da keşke böyle paylaşsam ama zaman yok. Sabır... Sabretmenizi
bekliyorum. Kur’an, bir insanın çok rahat bir şekilde yaşayacağı şeyleri
söylüyor. Çok rahat!
Evet, bunu kabul etmek... Hani diyor ya; “Ona
yardım etmelisiniz.” diye 3:81’de. Yardım... Mesih’in misyonları... Bunların
hepsi gerçekleşecek. Mesih’in bir görevi var. Mesih’e neden şimdiden bu
görevinde, vazifesinde yardım etmiyoruz? Bu dünyanın barışını kuracak olan
kişinin şahıs olarak El-Mesih, Ha Maşiakh olduğunu biliyoruz. Şimdiden buna
başlamak... Bunu pratiğe dökmek ve kurtulmak.
Evet, Musevi kardeşlerim, herhangi bir sorun varsa ya
da benim söylediklerime katkıda bulunacak, benden daha iyi açıklayabileceğiniz
bir şey varsa lütfen bana e-mail yoluyla, Facebook’tan bana ulaşınız. Aynı
şekilde Hristiyan kardeşlerime de bunu söylüyorum. Çünkü onlar da Kristos’a
uymuş Musevilerin devamı... Onlar da Tevrat’ı kabul ediyorlar.
Evet, bir dahaki paylaşımda sadece özellikle Hristiyanların
uyması gereken, bu vaatlere erişebilmeleri için yapmaları kendilerinden istenen
şeyleri paylaşacağım.
Şimdilik afiyette kalın.
Tekrar görüşmek üzere…
_______________________________________________________________________Taner Eon Demirci Lopez'in https://www.youtube.com/watch?v=CWmzG6djffw kayıtlı Youtube videosundan derleme
Derleyen: M. İnan Karatepe
Diğer yazılar için: M. İnan Karatepe, "İsa Mesih'in Yeniden Dünyaya Gelişi", Cinius Yayınları, 2017

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder