21 Mart 2018 Çarşamba

İSA MESİH'İN DÜNYAYA İKİNCİ GELİŞİ




İsa Mesih’in İkinci Gelişi, dünya üzerinde 3,9 milyar insanın inandığı dinî bir bilgidir. Hristiyanlık dünyası ellerinde bulunan Evanjellerden ve Müslümanlık dünyası da geleneksel hadis literatüründen dolayı bu inancı kabul etmektedir. İslam dünyasında bu konu, Muhammed Peygamberin “mütevatir hadis” ismiyle adlandırılan ve diğer hadisler arasından en güvenilir olduklarına inanılan hadis literatüründe zikredilmektedir.

Bunun yanında, Müslüman dünyada ve özellikle Türkiye’de son zamanlarda “Kur’an’ın asıl mesajı” istikametinde bir uyanış gerçekleşmektedir. Sünni dünyanın önde giden alimlerinin ortaklaşa aldıkları fetvalarıyla öldürülen Reşat Halife tarafından resmi olarak başlatılmış bu akımın günümüzdeki en etkili temsilcilerinden bir tanesi Edip Yüksel’dir. Yüksel’in son zamanlarda medya kuruluşlarında yapmış olduğu röportaj ve sunumlarından sonra bu akım Türkiye’de inanılmaz bir tırmanışa geçmiş, her geçen gün çeşitli çevrelerden “akın akın” Allah’ın Dinine girişler başlamıştır. Bu makalemizdeki hedefimiz az önceki cümlede belirttiğimiz bu “akın akın” sözünü biraz daha açmak olacaktır, zira birazdan da görüleceği üzere, bu konunun İsa Mesih’in İkinci Gelişi ile doğrudan bağlantısı vardır.

Bilindiği gibi, “Sadece Kur’an” mesajı Muhammed Peygamberin sözde hadislerden gelen tüm rivayetleri yok saymaktadır. Bunun sebebi, bu hadis külliyatının içinde Kur’an ile doğrudan çelişen yüzlerce öğretinin mevcut olmasıdır. Bunun yanında, yine bu hadislerde bir de “İsrailiyyat” denilen, dogmalarını Yahudi kültüründen almış birçok bilgi de mevcuttur. Allah’ın vahyettiği kitaplarda yer almayan bilgileri kabul etmek “Sadece Kur’an” mesajını kabul edenler için söz konusu olmadığından, onların bu “İsrailiyyat”tan gelen bilgileri de aynı şekilde reddetmeleri de son derece olağandır.

Bu makalede ele aldığımız konu olan İsa’nın İkinci Gelişi meselesi de bazı kesimler tarafından “İsrailiyyat” şeklinde değerlendirilmekte ve bu bakımdan da “Sadece Kur’an” mesajı takipçileri tarafından ‘üzerine çok düşünülmemesi gereken’ konulardan biri olarak algılanmaktadır. Halbuki bu konu, tahminimizce - birazdan da göreceğimiz gibi- çok kısa bir zamanda “Sadece Kur’an” mesajının tüm dünyaya yayılması için kaçınılmaz bir öğe haline gelecektir.

“İsrailiyyat” nedir?

İsa Mesih’in İkinci Gelişi meselesini anlamak için ilk önce “İsrailiyyat nedir?” sorusunu cevaplamamız gerekmektedir. Kısacası “İsrailiyyat,” Yahudilik kültüründe bulunan takke takma, tespih çekme, kadınların başını örtmesi, erkek çocukların sünnet edilmesi, yetişkin erkeklerin sakal bırakması vs. gibi İslam’a sonradan girmiş ve Müslümanlar tarafından benimsenmiş dini bir yaşam tarzıdır. Bunun yanında, örneğin Musa Peygamberin denizi ikiye ayırmasına karşılık Muhammed Peygamberin sözde ayı ikiye yarma mucizesi, Musa Peygamberin asasıyla taşlara vurup su akıtmasına karşılık Muhammed Peygamberin sözde on parmağından su akıtma mucizesi gibi Muhammed Peygamberi Musa Peygamberle yarıştırma amacıyla sonradan üretilmiş bir çok bilgi de “İsrailiyyat” kategorisinde zikredilmektedir.


İsa’nın Dünyaya İkinci Gelişi “İsrailiyyat”tan mıdır?

Birçok çevre İsa’nın İkinci Gelişi meselesini ciddi bir analiz yaparak ele almadığından dolayı bu bilgiye de “İsrailiyyat” nazarıyla bakmaktadır. Burada ilk önce düzeltilmesi gereken bir husus vardır; bu da İsa’nın İkinci Gelişi’ni “İsrailiyyat” olarak algılamaktır. İsa’nın İkinci Gelişi “İsrailiyyat” değildir, zira Museviler İsa’nın Mesih olduğuna zaten inanmamaktadırlar ve dolayısıyla da İsa’nın İkinci Gelişine de haliyle iman etmemektedirler. Birazdan da göreceğimiz gibi, Museviler mesihiyetini zamanında ispatlayamamış İsa’yı değil, onun yerine Büyük İsrail’i inşa edip Tevhit inancını tüm dünyaya duyuracak “Gerçek Mesih”i beklemektedirler.

İsa peygamberin dünyaya tekrar geleceği bilgisi ilk çağda sayıları çok az Mesih’i Yahudiler şeklinde adlandırılabilecek ve sonradan kendilerine Hristiyan adı verilen İsa’nın ensarı tarafından korunup günümüze kadar ulaştırılmıştır. Bu müjdenin kaynağı, İsa Mesih’in ölmeden önce talebelerine aktardığı bilgilerdir ve gerek kanonik ve gerek apokrif tüm Evanjellerde (İncilllerde) bu müjde mevcuttur.

Bu makalede İsa’nın İkinci Gelişi’nin Kur’anî olup olmadığı konusu bizi ilgilendiren kısımdır. Hedefimize ulaşabilmemiz için akademik bir metodoloji takip etmemiz gerekmektedir. Eğer daha baştan İsrail veya İsrail ile alakalı bilgileri tamamiyle “İsrailiyyat” şeklinde nitelendireceksek, bu konuyu çözmemiz imkânsız hale gelecektir. Hadiseyi bu şekilde peşin bir hükümle ele almamak için öncelikle şunu vurgulamalıyız ki, Tanah’tan gelen ayetleri “İsrailiyyat” dairesine sokup onları inkâr etmek zaten başlı başına Kur’an’a aykırıdır; zira Kur’an defaatle kendisinin Tanah’ı tasdiklediğini ifade eder. Öte yandan, Allah kelamının dörtte üçü de yine “İsrailiyyat”tır, çünkü devamlı olarak Ben-i İsrail’e gönderilmiş peygamberlerin kıssalarından ve onların yaşam tarzlarından bahseder. Dolayısıyla ilk önce neyin “kabul edilmesi farz olan İsrailiyyat” ve neyin de “sonradan uydurulmuş İsrailiyyat” olduğunu tespit etmemiz gerekmektedir. Kur’an’da yer alan birçok konu içerisinden doğruyu bulma adına konumuz ile alakalı olarak en başta seçmemiz gereken konu gerçek İsrail’in geleceğidir. Bunu bulmak için Tanah ve Kur’an’da İsrail’in geleceği hakkındaki ayetleri karşılaştırmamız gerekmektedir. İlk önce “Kur’an İsrail’in geleceği hakkında ne müjdeler?” sorusuna cevap arayalım. Bunun ile ilgili ayet 2. surenin 40. ayetidir:

“Ey İsrailoğulları! Bana verdiğiniz sözü tutun, ta ki ben de size olan ahdimi yerine getireyim!”

Bu ayet çok önemli bir ayettir ve araştırmamız için başlangıç noktası olacaktır. Zira bu Kur’an ayeti, tüm Tanah’taki kitapların defaatle müjdelemiş oldukları “Büyük İsrail”e Yahova’nın vermiş olduğu sözün halen geçerli olduğunu tasdiklemektedir. Bunun yanında zikredilmesi gereken çok önemli bir bilgi de, Kur’an ve Tanah’ın müjdeleriyle Muvahhatlik dininin kıyametten önce tüm dünyada kabul göreceğidir. Birazdan da görüleceği üzere, Tanah ve Kur’an’da Rabbimizin müjdelediği “Büyük İsrail” kurulduğunda Tevhit dini tüm dünyaya Mesih’in elindeki Kur’an ile yayılacaktır. Şimdi hemen kısaca bu konu hakkında birkaç Tanah ayetini ele alıp Allah’ın İsrailoğullarına defaatle değişik peygamberler vasıtasıyla neler vaat ettiğini beş adet konu başlığı altında inceleyelim:

1) Bütün İsrailoğulları sağ salim Kûdüs’e geri dönecektir.

Birçok Tanah ayetinde İsrailoğullarının sağ salim İsrail’e geri dönecekleri vaat edilmiştir. Fakat bunun gerçekleşmesi için -birazdan açığa kavuşturacağımız- Allah’ın onlara emrettiği buyrukları tamamen yerine getirmeleri gerekecektir:

Bugün size ilettiğim buyruklar uyarınca siz ve çocuklarınız Rabbiniz Allah’a döner, bütün yüreğinizle, bütün canınızla O’na uyarsanız, Tanrınız size merhamet edecek, sizi sürgünden geri getirecek. Sizi dağıttığı ulusların arasından yeniden toplayacak. Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Rabbiniz Allah sizleri toplayıp geri getirecek. Sizi atalarınızın mülk edindiği ülkeye ulaştıracak. Orayı miras alacaksınız.”  (Yasanın Tekrarı 30:3)

De ki, Efendimiz Rab şöyle diyor: Sizi uluslar arasından toplayacak, dağılmış olduğunuz ülkelerden geri getirecek, İsrail ülkesini yeniden size vereceğim.” (Hezekiel 11:17)

2) Son Mabed Kûdüs’te İnşa Edilecek




Tanah’ın ayetlerinde kıyametten önce Tevhit dininin “Büyük İsrail” tarafından tüm dünyaya yayılacağı birçok peygamber tarafından bildirilmiştir. Bu müthiş hadise gerçekleştiğinde Kur’an’daki İsrail Suresi 1. ayette de belirtildiği gibi dünya üzerinde çevresi mübarek kabul edilen tek belde olan Kudüs’te bütün ırklar için ortak kıble olacak Tevhit Mabedi inşa edilecektir:

Rabbin mabedinin kurulduğu dağ, son günlerde dağların en yücesi, tepelerin en yükseği olacak. Oraya akın edecek ulusların hepsi. Birçok halk gelecek, ‘Haydi, Rabbin dağına, Yakup’un İlahının mabedine çıkalım’ diyecekler, O bize kendi yolunu öğretsin, biz de O’nun yolundan gidelim. Çünkü yasa Siyon’dan, Rabbin sözü Yeruşalim’den çıkacak.”  (Yeşaya 2:2-3)

Kutsal dağıma getirip dua evimde sevindireceğim. Yakmalık sunularıyla yakınlaştırıcı hediyeleri sunağımda kabul edilecek, çünkü evime “Bütün ulusların dua evi” denecek.”(Yeşaya 56:7)

3) İsrailoğulları Rabbine hakiki mânâda yönelecek

Tüm dünya şirk içerisindeyken Allah’ın özellikle seçip sevaplarıyla ve günahlarıyla yüzyıllarca dine hizmet ettirdiği İsrailoğulları tövbe edip Rabbin onlara emretmiş olduğu tüm buyrukları yerine getirecektir. (Birazdan da görüleceği gibi şuana kadar bu buyruklar arasından itaat edilmeyen tek buyruk Kur’an’ı kabul etmeleri gerektiğidir. Mesih geldiğinde bu müthiş hadise gerçekleşecektir.)

Siz yine Rab’bin sözüne kulak verecek, bugün size ilettiğim buyrukların hepsine uyacaksınız. Rabbiniz el attığınız her işte sizi başarılı kılacak; çok sayıda çocuğunuz olacak, hayvanlarınızın yavruları, toprağınızın ürünü bol olacak. Rab atalarınızdan nasıl hoşnut kaldıysa, sizden de öyle hoşnut kalacak ve sizi başarılı kılacak. Yeter ki, Rabbinizin sözünü dinleyin, bu Yasa Kitabı’nda yazılı buyruklarına, kurallarına uyun ve bütün yüreğinizle, bütün canınızla O’na dönün.”(Yasanın Tekrarı 30:8-10)

Onlara tek bir yürek vereceğim, içlerine yeni bir ruh koyacağım. İçlerindeki taş yüreği çıkarıp onlara etten bir yürek vereceğim.” (Hezekiel 11-19)

Size yeni bir yürek verecek, içinize yeni bir ruh koyacağım. İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim. Ruhumu içinize koyacağım; kurallarımı izlemenizi, buyruklarıma uyup onları uygulamanızı sağlayacağım.” (Hezekiel 36:26-27)

4) Dünya Barışı

Yukarıda belirtilen müthiş hadiseler gerçekleştiğinde tüm insanlık “Din kardeşi” olacak ve “Dünya Barışı” tesis edilecektir. “Büyük İsrail” günümüzde Ortadoğu’da bulunan İsrail Devleti gibi sadece Yahudi ırkına ait olmayıp, tüm insanlığa açılacaktır ve Dünya Barışı tesis edilecektir:

Rabbin mabedinin kurulduğu dağ, son günlerde dağların en yücesi, tepelerin en yükseği olacak. Oraya akın edecek halklar. Birçok ulus gelecek, “Haydi, Rab’bin Dağı’na, Yakup’un İlahının mabedine çıkalım” diyecekler, “O bize kendi yolunu öğretsin, biz de O’nun yolundan gidelim. Çünkü yasa Siyon’dan, Tanrı’nın sözü Yeruşalim’den çıkacak.”

“Rab halklar arasında yargıçlık edecek, uzaklardaki güçlü ulusların anlaşmazlıklarını çözecek. İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, savaş eğitimi yapmayacak artık. Herkes kendi asmasının, incir ağacının altında oturacak. Kimse kimseyi korkutmayacak. Bunu söyleyen, Rabbimiz Allah’tır.” (Mikah 4:1-4; Yeşaya 2:1-4 )




“Onun döneminde kurtla kuzu bir arada yaşayacak, parsla oğlak birlikte yatacak. Buzağı, genç aslan ve besili sığır yan yana duracak, onları küçük bir çocuk güdecek. İnekle ayı birlikte otlayacak, yavruları bir arada yatacak. Aslan sığır gibi saman yiyecek. Emzikteki bebek kobra deliği üzerinde oynayacak, sütten kesilmiş çocuk elini engerek kovuğuna sokacak. Sürgünler geri dönecek. Kutsal dağımın hiçbir yerinde kimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek. Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa, Dünya da Rabbin bilgisiyle dolacak.” (Yeşaya 11:6-9)

5) Tüm ulusların Tek Rabbe inanması

Yukarıda da belirtildiği gibi tüm uluslar Tevhid bayrağı altında Allah’ı Tek Rab olarak kabul edeceklerdir:

Rab bütün dünyanın kralı olacak. O gün yalnız Rab, yalnız O’nun adı kalacak.”(Zekeriya 14:9)

Yeni Ay’dan Yeni Ay’a, Şabat Günü’nden Şabat Günü’ne bütün insanlar önüme gelip Bana ibadet edecekler” diyor Rab.” (Yeşaya 66:23)

Ama o günlerden sonra İsrail halkıyla yapacağım antlaşma şudur” diyor Rab, “Yasamı içlerine yerleştirecek, yüreklerine yazacağım. Ben onların Rabbi olacağım, onlar da Benim halkım olacak. Bundan böyle kimse komşusunu ya da kardeşini, ‘Rabbi tanıyın’ diye eğitmeyecek. Çünkü küçük büyük hepsi tanıyacak beni” diyor Rab...» (Yeremya 31:33-34)

Yarattığın bütün uluslar gelip sana ibadet edecekler, Ya Rab, adını yüceltecekler.” (Mezmurlar 86:9)

Bütün bunları Mesih yerine getirecektir.

Şuana kadar yukarıda gösterilen bu pasajlarda ve daha bunun yanında onlarca Tanah ayetlerinde Allah’ın dininin tüm dünyaya yayılacağı bilgisi ve insanların “Gerçek İsrail” sayesinde barış içerisinde yaşayacağı vaadi gözlemlenmektedir. Bu “Gerçek İsrail” yine Tanah’ın ayetlerinde “Ha Maşiakh” yani Arapçadaki şekliyle “El Mesih” tarafından gerçekleştirilmek zorundadır, zira Tanah ayetleri bütün bu müthiş değişimin Allah’ın özellikle seçtiği bir peygamber tarafından gerçekleştirileceğini belirtmektedir. Birazdan ele alacağımız Kur’an ayetleri de bunu tasdiklemektedir. Rabbimiz, Hakim isminin tecellisi olarak dinini temsil etme icraatını elçileri vasıtasıyla gerçekleştirir. İnsanlığı büyük tufandan Nuh Peygamber vasıtasıyla, İsrailoğullarını Firavun’dan Musa ile kurtaran Rabbimiz Kur’an’ı da Muhammed Peygamber vasıtasıyla insanlığa iletmiştir. İsrailoğulllarına vaat edilmiş bu büyük misyon sıradan bir kişi ile değil, bilakis birçok ayette geleceği müjdelenmiş bir insan tarafından gerçekleştirilecektir:

İşay’ın kütüğünden yeni bir filiz çıkacak, kökünden bir fidan meyve verecek. Rabbin Ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu, öğüt ve güç ruhu, bilgi ve Rab korkusu ruhu O’nun üzerinde olacak. Rab korkusu hoşuna gidecek. Gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, kulağıyla işittiğine göre karar vermeyecek, yoksulları adaletle yargılayacak, yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek. Dünyayı ağzının değneğiyle cezalandıracak, kötüleri soluğuyla öldürecek. Davranışının temeli adalet ve sadakat olacak. O’nun döneminde kurtla kuzu bir arada yaşayacak, parsla oğlak birlikte yatacak, buzağı, genç aslan ve besili sığır yan yana duracak, onları küçük bir çocuk güdecek. İnekle ayı birlikte otlayacak, yavruları bir arada yatacak. Aslan sığır gibi saman yiyecek. Emzikteki bebek kobra deliği üzerinde oynayacak, sütten kesilmiş çocuk elini engerek kovuğuna sokacak, sürgünler geri dönecek, Kutsal dağımın hiçbir yerinde kimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek. Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa, dünya da Rabbin bilgisiyle dolacak. O gün İşay’ın kökü ortaya çıkacak, halklara sancak olacak, uluslar ona yönelecek.” (Yeşaya 11:1-10)

“İşte Davut için doğru bir dal çıkaracağım günler geliyor” diyor Rab: “Bu kral bilgece egemenlik sürecek, ülkede adil ve doğru olanı yapacak. O’nun döneminde Yahuda kurtulacak, İsrail güvenlik içinde yaşayacak. ” O, “Yahova’nın adaleti” adıyla anılacak.” (Yeremya 23:5-6)

Kulum Davut onların kralı olacak, hepsinin tek çobanı olacak. Benim buyruklarımı izleyecek, kurallarıma uyacak, onları uygulayacaklar. Kulum Yakup’a verdiğim, atalarınızın yaşadığı ülkeye yerleşecekler. Kendileri, çocukları, çocuklarının çocukları ebediyet için orada yaşayacaklar. Kulum Davut ebediyetle onların önderi olacak onlarla Şalom Antlaşması yapacağım. Ebediyetin antlaşması onlarla olacak. Onları yeniden oraya yerleştirip sayıca çoğaltacağım. Mabedimi ebediyet için onların ortasına kuracağım. Konutum aralarında olacak; onların Rabbi olacağım, onlar da benim halkım olacak. Mabedim sonsuza dek onların arasında oldukça uluslar İsrail’i kutsal kılanın Ben Rab olduğumu anlayacaklar.” (Hezekiel 37:24-28)[1]




İsa Mesih’in tekrar dünyaya gelişi ile burada verilen bilgilerin doğrudan bağlantısı vardır. Çünkü görüldüğü gibi Tanah’ta Allah’ın İsrailoğullarına verdiği bütün vaatlerin “El Mesih” tarafından gerçekleştirileceği bilgisi verilmektedir. Kur’an’a göre “El Mesih” İsa’dır. Fakat İsa Mesih ilk defa dünyaya geldiğinde bu vaatlerin hiçbir tanesini gerçekleştirememiştir. İşte bu yüzden dolayı da Museviler İsa’nın “El Mesih” olduğuna inanmazlar. Fakat az önce de belirttiğimiz gibi Kur’an, İsa’ya defaatle “El Mesih” olarak hitap eder. Bu bakımdan İsa’nın Dünyaya İkinci Gelişi gerçekleşmek zorundadır. Eğer bu hadise gerçekleşmeyecekse, bu, Kur’anın (haşa) Allah Kelamı olmadığı anlamına gelir, zira Kur’an İsa’ya “El Mesih” dediyse ve Meryemoğlu İsa Mesihiyet adına 2000 sene önce Tanah’ta yapması gereken hiçbir icraatı gerçekleştiremediyse, bunun anlamı Kur’an’ın teolojik bir hataya düşmüş olması demektir. Bu ise mümkün değildir. Bu iddiaya karşılık bazı çevreler Kur’an’ın İsa’ya “El Mesih” demesini Arapçadaki “meshetmek” anlamı ile açıklamaya çalışmaktadırlar. Bu görüşe göre İsa Mesih’in dünyaya geliş gayesi Yahudilerin bazı yanlış inançlarını silip doğruya çevirme misyonudur. Fakat bu açıklama tatmin edici değildir. Zira peygamberlerin insanlığa gönderiliş amacı zaten insanların yanlış inançlarını düzeltmek ve onları doğru yola iletmektir. İsa peygamber için onlarca ayette özellikle ve defaatle “El Mesih,” “El Mesih,” “El Mesih” denmesini bu şekilde açıklamak, bu olayı kavrayamamışlık ve basite indirgemişlik anlamına gelir. Bu iddia çürük bir iddiadır. Dolayısıyla “El Mesih” kavramının Tanah’ta belirtildiği gibi anlaşılması gerekmektedir. Rab, birçok peygamber vasıtasıyla inanan kullarına verdiği vaatten vazgeçmez. (30:6)

Tanah Mesih’in İkinci Gelişi konusunda ne der?

Allah’ın İsrail’e taahhüt etmiş olduğu vaatlerini ve bu vaatlerin “El Mesih” tarafından gerçekleşeceğini az önce gördük. Bilindiği gibi İsa Mesih dünyaya ilk defa geldiğinde Roma Hükümeti’nin baskıları sonucu misyonunu ihya edemeden vefat etmiştir ve Allah’ın vaatlerini gerçekleştirememiştir. Allah sözünün doğruluğu ancak İsa Mesih’in dünyaya ikinci kere gelişiyle ispatlanabilir, zira Allah tarafından verilmiş sözün mutlaka gerçekleşmesi gerekmektedir. Eğer Rabbimiz İsa’ya “El Mesih” dediyse, bu, bütün insanlar tarafından açıkça gözlemlenip kabul edilecek hale gelecektir. Şimdi hemen Tanah’ta İsa Mesih’in dünyaya ikinci nüzulünün müjdesini gözlemleyelim:

Az önce belirttiğimiz Yeşaya kitabının ayetinde İsrailoğulllarına vaat edilen El Mesih’in Meryemoğlu İsa olduğu çok açık gözlenmektedir. Çünkü burada bahsedilen Mesih’in Kutsal Ruh tarafından destekleneceği belirtilmektedir. Kur’an’da da buna paralel olarak İsa Mesih’in özellikle Kutsal Ruh tarafından desteklendiği vurgulamaktadır. Tanah ayetini tekrar hatırladığımızda bunu açık bir şekilde görebiliriz:

“...Rabbin Ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu, öğüt ve güç ruhu, bilgi ve Rab korkusu ruhu O’nun üzerinde olacak.”

Burada belirtilen ruh, apaçık Kutsal Ruh’tur ve bahsedilen kişi ise bu ayeti takip eden ayetlerdeki müjdeleri daha henüz yerine getiremeyen İsa Mesih’tir.
Yeşaya kitabının 11. bab’ın başlangıcı ise dikkatleri üzerine toplamaktadır, zira burada aynı kişi için iki farklı ifade kullanılmıştır:

 İşay’ın kütüğünden yeni bir filiz çıkacak, kökünden bir fidan meyve verecek.”

Şimdi bu cümleyi iki kısımda analiz edelim: Görüleceği gibi ilk ayırım olan İşay’ın kütüğünden yeni bir filiz çıkacak” kısmı Mesih’in Davut soylu olacağına işarettir, zira İşay Davut’un babasıdır ve ilk gelişinde Meryemoğlu İsa Davut soyundan gelmiştir. Fakat ikinci kısımda, yani: kökünden bir fidan meyve verecekcümlesinde “kök” ifadesi geçmektedir. Burası çok ilginçtir, çünkü İşay’ın kökü Adem’dir. Yani ikinci gelişinde “Davutoğlu” olma hususundan bahsedilmemektedir. Müjdenin en önemli ve vurucu kısmı ise az önce paylaşmadığımız kısımdır, yani 11. ayet:

“O gün Rab, Asur’dan, Mısır, Patros, Kuş, Elam, Şinar, Hama ve deniz kıyılarından halkının sağ kalanlarını kurtarmak için İKİNCİ KEZ ELİNİ UZATACAK.”

Ayet çok net bir şekilde İsrail’in kurulması için Rabbin İsrailoğullarına İKİNCİ KEZ elini uzatacağını belirtmektedir. “El Mesih” olan İsa’nın gelişinden yüzyıllar önce vahyedilmiş Yeşaya 11:11 ayeti İsa’nın ikinci kez geleceğine açıkça işaret etmektedir. Ayetteki matematiksel detay da ilgimizi çekmektedir, zira 11:11 iki taraflı simetriktir.




İsa Mesih’in İkinci Gelişi hakkında Kur’an ne der?

Kur’an, İsa’nın İkinci Gelişinin ilim sahipleri tarafından anlaşılacağını müjdeler. İsa’nın İkinci Gelişi bilindiği gibi kıyametten önce gerçekleşecektir ve bu konuda sayısız Tanah ayetleri ve Evanjel bilgileri mevcuttur. Kur’an da bunu aynı şekilde ifade eder:

O (İsa), Saat (Kıyamet) için bir ilimdir. O zaman onda sakın şüpheye düşmeyin ve Bana tabi olun. İşte bu istikamet yoludur.” (43:61)

43. surenin 61 ayetinden önceki ayetlerine bakıldığında rahatlıkla “O” zamirinin İsa’ya işaret ettiği gözlemlenecektir:

43:57- “Meryemoğlu (İsa) bir örnek olarak gösterilince senin halkın hemen reddettiler. 'Bizim tanrılarımız mı daha iyidir yoksa o mu?' dediler.

58- Sadece seninle tartışmak için bunu söylediler. Onlar gerçekte, kavgacı bir toplumdur.

59- O (İsa), kendisine iyilikte bulunduğumuz bir kuldan başka bir şey değildi. Onu (İsa’yı) İsrailoğullarına bir örnek kıldık.

60- Dileseydik sizi, yeryüzünü koloni haline getiren meleklere çevirirdik.

61- O (İsa), Saat (Kıyamet) için bir ilimdir. O zaman onda sakın şüpheye düşmeyin ve Bana tabi olun. İşte bu istikamet yoludur.

Bunun yanında, İsa isminin geçtiği ayetlerin çoğunda “Kıyamet” kelimesi de zikredilir:

Allah şöyle buyurdu: Ey İsa: Muhakkak ki Ben seni vefat ettireceğim ve seni Kendime yükselteceğim. Ve seni kâfirlerden temizleyeceğim ve sana uyanları Kıyamet Günü’ne kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz banadır. O zaman aranızda ihtilafa düştüğünüz şeylerde Ben hükmedeceğim.”(3:55)

Bu ayette de görüldüğü üzere, İsa’nın dünyadaki iki farklı hayatından söz edilir.Ey İsa: Muhakkak ki Ben seni vefat ettireceğim ve seni Kendime yükselteceğim” kısmı İsa’nın ilk hayatına işaret eder. Bundan sonraki ayırım olan: Ve seni kâfirlerden temizleyeceğim ve sana uyanları Kıyamet Günü’ne kadar kâfirlerden üstün kılacağım” kısmı Mesih’in dünyaya ikinci gelişine işarettir, zira ayetin ilk kısmında belirtildiği gibi İsa’nın ölümünden sonra ahiret yurdunda “kâfirlerden temizlenmesi” söz konusu olamaz. Ölmüş insanlara kâfirler ahiret yurdunda musallat olamazlar. Burada anlatılmak istenen, Meryemoğlu’na ikinci gelişinde bu sefer kendisinin Allah tarafından korunacağı garantisi verilmesidir, zira bu sefer misyonunu zaferle tamamlayacaktır. “Sana uyanları Kıyamet Günü’ne kadar kâfirlerden üstün kılacağım” kısmı az önce vurguladığımız Rabbimizin müjdesini tasdik etmektedir. Burada ele alınabilecek birçok detay vardır. Bunlardan birincisi “sana uyanlar” kısmıdır. Burada “senin mesajına uyanlar” veya “senin mesajına inananlar” değil, özelllikle “sana uyanlar” ifadesi kullanılmıştır, zira İsa Mesih bizzat gelecektir. Ayetin bundan sonraki kısmı da bu vaat edilen zaferi tasdiklemektedir, zira İsa Mesih’e uyanların kıyamet gününe kadar kâfirlerden üstün tutulacağı vaadi zikredilmektedir. Ayet açıkça gelecekten bahsetmektedir, çünkü İsa Mesih’e uyanlar tarihin hiçbir kesitinde kâfirlerden üstün tutulmamıştır. Eğer İsa Mesih’in ikinci gelişi kabul edilmeyecekse, o takdirde İsa’ya uyanların Teslis inancına inanmış Pavlusçu Hristiyanlar olduğunu kabul etmemiz gerekecektir, çünkü İsa’ya zamanında hakiki mânâda uyan Yakup Kilisesi imanlıları 70 yılında Roma İmparatorluğu’nun Kûdüs’ü işgali sırasında şehit edilmişlerdir. Eğer Kur’an ayetinde belirtilen “Kıyamete kadar galip olanlar” Pavlus Hristiyanlığına uyanlar ise ancak bu şekilde ayet açıklanmış olur ki, bu da Kur’an’ın temel inançlarına tamamen aykırı teolojik bir hata ifade eder. Kur’an ise asla teolojik hataya düşmez. Dolayısıyla ayeti doğru anladığımızda, Kıyametten önce gelecek olan İsa Mesih ve ona uyacak kişilerin vaat edilen Rabbin Saltanatı’nı kuracakları açıktır. Kâfirlere üstünlük sağlanacaktır.




İsa Mesih’in İkinci Gelişi hakkındaki bir diğer ayet ise 4:159’dur:

“Ehl-i Kitap’tan hiç kimse yoktur ki O’na (İsa’ya) ölümünden önce iman etmiş olmasın. Kıyamet günü, O (İsa) onlar üzerine şahit olacaktır.

Ayette bahsedilen olay aslında çok açıktır, fakat ne yazık ki bu ayet birçok tercüman tarafından yanlış aktarılmaktadır. Ayetteki kelime sırası tamamen yukarıda belirtildiği gibidir. 2000 sene önce İsa Mesih’e Ehl-i Kitap iman etmemiştir. Bu konuda Kur’an, İsa’nın deliller göstermesine karşılık Yahudilerin ona inanmadığını belirtir. Bu ayet İsa Mesih’in ikinci gelişini gözlemleyememiş müfessirler tarafından şu şekilde açıklanmaya çalışılmaktadır: “Ehl-i Kitap’tan herkes ölümlerinden önce ona (İsa’ya) iman etmesi gerekmeliydi.” Burada birinci olarak belirtmeliyiz ki, bu tercümanlar ayetteki kelime sıralarını kendi inançları doğrultusunda değiştirmişlerdir. İkinci olarak, ayette çoğul olarak “ölümlerinden önce” değil, tekil olarak, yani “ölümünden önce” ifadesi yer almaktadır. Ayeti bu şekilde tercüme etmenin bir diğer sıkıntısı ise mantıki problemdir. “O’na iman etmesi gerekirdi” ifadesinin Allah tarafından kastedilmiş olması neredeyse imkan dahilinde değildir. Boşu boşuna kullanılmış bir ifadeye benzemektedir, zira peygamberler geldiğinde zaten onlara iman etmek şarttır. Burada yeni hiçbir bir bilgi verilmemektedir. Ayrıca özellikle “ölümünden önce” ifadesi kullanılması, yine mantıki bir problemdir. Zira hiç kimse “ölümünden sonra” iman edemez. Bu da fazladan kullanılmış bir kelimedir. Dolayısıyla bu ayette geçen “ölümünden önce”yi zorla Ehl-i Kitap’a bağlamak, Kur’an’ı başka hiçbir yerde göstermediği cümle ve mantık bozukluğuyla itham etmek demektir. Bu ise mümkün değildir.

Az önceki ayetin gelecekten haber veren Kur’anî bir kehanet olmasının bir diğer açık göstergesi ise ayette belirtilen İsa Mesih’e iman edeceklerin “Ehl-i Kitap” şeklinde adlandırılmasıdır. Kur’an, Muhammed peygamber öncesi Allah’a inanan topluluklar için hiçbir ayette “Ehl-i Kitap” ifadesini kullanmamıştır. “Ehl-i Kitap” tabiri, Kur’an’da 31 adet zikredilmekte olup tamamı sadece Kur’an nazil olunduktan sonraki inanan topluluklar için zikredilmektedir [2]. Yani 4:159 ayetindeki “Ehl-i Kitap’tan hiç kimse yoktur ki O’na (İsa’ya) ölümünden önce iman etmiş olmasın” ifadesinde yer alan “Ehl-i Kitap” kısmının İsa Mesih zamanındaki Yahudiler için kullanılmış olmasını düşünmek, özellikle bu konuda Kur’an’a tam tamına vakıf olamamışlıktan kaynaklanmaktadır. Kur’an’ın Muhammed peygamberden önceki zamanlarda Allah’a iman etmiş kavimleri “Yahudiler, Beni İsrail’den olanlar, Musa Kavmi, Lut Kavmi” şeklinde adlandırdığını bilenler, ayetteki bu detayı göz ardı etmemektedirler. Sonuç olarak, kesin bir şekilde görülmektedir ki “Ehl-i Kitap’tan hiç kimse yoktur ki O’na (İsa’ya) ölümünden önce iman etmiş olmasın” kısmı, 2000 sene öncesinden değil, gelecekte vuku bulacak büyük bir hadiseden haber vermektedir.

Son bir bilgi olarak, ayette yine İsa ile Kıyamet kelimesinin bir arada kullanılmasının da altı çizilebilir. Bütün bunlar göz önüne alındığında İsa Mesih’in İkinci Gelişi’nin müjdesi bu ayette çok net gözükmektedir.

İsa Mesih’in Gelişi hakkındaki 110. Sure

Kur’an’ın son nazil olan suresi Nasr Suresidir ve İsa Mesih ile direk bağlantılıdır. İbranicede İsa ismi Yeşua yani “Yahova’nın Yardımı”dır. Bu ismin Arapçadaki tam karşılığı Nasrullah’tır. Öte yandan İsa Nasıralı’dır ve Kur’an’da onun takipçilerine Nasraniler denilir. Dolayısıyla Nasr kelimesi ile İsa doğrudan bağlantılıdır. Bir üçüncü ayet olarak İsa ile Nasr kelimeleri ilişkisi 61:14’te yine belirtilmiştir. Nasrullah olan İsa, kendisine Allah davasında kimin yardım edeceğini sorduğunda, etrafındakiler ona “Bizler Ensarullahız” demişlerdir. Ensar kelimesi Arapçada Nasr kökünün çoğuludur. İsa Nasrullah, havarileri ise Ensarullah’tır. 110. sure açık olarak İsa’nın (NASRULLAH) geleceğini ve kendisine Tanah’ta ve Kur’an’da yüklenmiş olan mesihi görevini tamamlayacağını haber vermektedir:

“Nasrullah (Yeşua) geldiği ve gerçek açılımın gerçekleştiği ve insanların akın akın Allah’ın Dini’ne girdiğini gördüğün zaman, Rabbini an, hamdet ve O’na pişmanlığını ifade et. Muhakkak ki O, pişmanlıkları bağışlayandır.”

Bu ayette ifade edilen bilgi, Allah’ın Dini’nin bütün dünyada kabul görmesi ve Kur’an’ın kabulü olayıdır. Bu şekilde Kur’an ile Tanah’ın bütün müjdeleri tekrar taahhütlenmiştir.

İsa Mesih ve 19 mucizesi

İsa Mesih kendisinin “Alfa ve Omega” olduğunu söyler. Bu iki kelime Yunan alfabesinin ilk ve son harflerini ifade eder. Burada İsa’nın Yunan alfabesini kastetmediği açıktır. Günümüzde tüm dünyada kullanılan onluk sayısal düzeneğe “Alfa ve Omega” formülünü uygulayacak olursak, Alfa 1’e, Omega ise 9’a denk gelir ki ikisi beraber 19 eder. Bu ise Kur’an’ın matematiksel mucizesidir.

Bunun yanında, Yeşua’nın İkinci Gelişi’ni doğrudan tastikleyen 110. sure yine İsa ile doğrudan bağlantısı olan 19 arasında mucizevi bir bağ kurar. Kur’an’ın ilk vahyolunan suresi 19 ayetten oluşurken, son vahyolunan suresi olan NASR suresi 19 KELİME’den müteşekkildir ve Kur’an’da Nasr suresinden başka 19 “kelimelik” hiçbir sure yoktur. Allah Kelamı ise İsa’yı Allah’ın KELİMESİ olarak tanıtır (4:171). Bütün bu bilgileri “tesadüf” olarak nitelendirmek imkân dairesinde değildir. Bunun yanında 110. surenin ilk ayeti olan “Nasrullah (Yeşua) gelecek ve gerçek açılım gerçekleşecek” kısmındaki toplam harf sayısı da yine tam tamına 19’dur.

Az önce söylenilenlere ilaven, 19 mucizesinin Ehl-i Kitap’ı hidayete erdireceği 74. surede açıklanmıştır. İsa’nın İkinci Gelişi ve Ehl-i Kitap’ı Kur’an’a davet etmesi ile 19 mucizesinin yakın tarihte eda edeceği misyon da tamamen birbiriyle örtüşmektedir.




Bütün bunlardan ziyade, tüm Kur’an’ı muhteşem 19 matematiksel sistemi üzerine bina eden Rabbimizin, 19. sureyi ve 19. ayetini boş bırakması düşünülemez. Bilindiği gibi 19. surenin ismi Meryem suresidir ve İsa ile direk bağlantılıdır. Bunun yanında, Kur’an’da sadece bir kere tekrar edilen 19. surenin 19. ayeti ise başka değil, İsa’nın doğumunun müjdelendiği ayettir. Yüzlerce konu arasından ve sözü edilen onlarca peygamber arasından, bu ayette bizzat İsa’dan bahsedilmesi, başlı başına 19 mucizesi ile İsa’nın bağını ispatlar. Bunun yanında, İsa Mesih hakkında Kur’an’da onlarca ayet olmasına karşılık, konu olarak İsa’nın doğumunun müjdelenmesinin bu ayette yer alma ihtimali, kombinasyonel matematik hesapları ile düzinelerce hanelik rakamlardan sadece bir olasılıktır ve şans eseri burada bulunması imkânsızdır. Bu, ancak ve ancak, ilmi her şeyi kuşatan Alemlerin Rabbinin Yüce Kitabında bizlere inkişaf ettirdiği bir mucizedir.

Bütün burada belirtilenler, İsa Mesih’in yeniden dünyaya geleceğinin ve 19 mucizesi ile Allah’ın izniyle Ehl-i Kitap’ı hidayete erdireceğinin ispatıdır. Bu kadar tevafuku “sadece şans” olarak değerlendirmek rasyonel düşünen zihinlerin kabul edebileceği bir durum değildir.
İsa’nın İkinci Gelişi ve 19 mucizesinin bir diğer bağlantısı ise 19 mucizesinin “Sadece Kur’an” mesajı olmasıdır. Yukarıda belirttiğimiz İsa Mesih’in geleceğinden bahsedilen ayetlere bakıldığında görülecektir ki “Bana tabi olun” (43:61), “Sonra dönüşünüz banadır” (3:55) ifadeleri İsa Mesih’in “Kur’an Müslümanı” olacağını ve başka hiçbir hadis kitabı kullanmayacağını anlatır. Bu ayetlerde Rabbimiz özellikle ‘kendisine tabi olunmasını’ emretmektedir ve bu sadece Kur’an ile mümkündür. İsa Mesih Allah Kelamından başka hiçbir hadis ve menkıbe kitabına iman etmeyecektir. Aynı şekilde bu bilgi yukarıda altı çizilen Tanah ayetleri ile kıyaslandığında gözlemlenecektir ki “El Mesih “Şalom Antlaşması” olan ve diğer ayetlerde kabul edilmesi emredilen Kur’an’ı Ehl-i Kitap’a sunacaktır.

İsa’nın Geleceği Kur’an’da ret edilmiş midir?

Kur’an, Hristiyanların Allah’ın “üç” olması, Allah’ın oğlu olması, İsa’ya ibadet edilmesi gibi en önemli yanlış inançlarını açıkça ayetler vasıtasıyla reddeder. Buna ilave olarak da Hristiyanların doğru oldukları hususlar da kabul edilmiştir: İsa’nın mucizevi doğumu, İsa’nın mucizeleri, Kutsal Ruh ile desteklenmiş olması gibi... Aşağıdaki listede Hristiyanlık doktrinleri ve bunların Kur’an’daki yansımaları listelenmiştir:

• İSA’NIN MUCİZEVİ DOĞUMU – 19:19’DA TASDİKLENMİŞTİR
• İSA’NIN MUCİZELERİ – 3:49 ve 5:110’ DA TASDİKLENMİŞTİR
• KUTSAL RUH İLE DESTEKLENMESİ – 2:87’DE TASDİKLENMİŞTİR
• İSA’NIN ALLAH’IN OĞLU OLMASI - 19:92’DA REDDEDİLMİŞTİR
• İSA’YA İBADET EDİLMESİ – 5:116’DA REDDEDİLMİŞTİR
• İSA’NIN RAB KABUL EDİLMESİ – 3:64’TE REDDEDİLMİŞTİR
• ALLAH’A «ÜÇTÜR» DENİLMESİ – 4:171’DE REDDEDİLMİŞTİR
• İSA’NIN YAHUDİLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLMÜŞ OLMASI – 4:157’de AÇIKLANMIŞTIR

Burada sormamız gereken soru şudur: Kur’an İsa hakkında Hristiyanlığın en önemli yanlış doktrinlerini açıkça reddederken, nasıl olur da, yine Hristiyanlar için “en önemlisinin en önemlisi” olan İsa Mesih’in İkinci Gelişi hakkında aleyhte bir şey söylemeyip bu “yanlış inancın” önünü kesmez?

• İSA’NIN KIYAMETTEN ÖNCE TEKRAR YERYÜZÜNE GERİ GELECEK OLMASI - ??????????????????????????????????????

Bu tamamen imkânsızdır. Kur’an, İsa’nın Yeniden Gelişi şeklindeki -sözde- “yanlış inancın” önünü kesmek şöyle dursun, yukarıda açıkladığımız gibi bilakis birçok ayette ilim sahipleri tarafından rahatlıkla tasdik edilir nitelikte bu olayı onaylamıştır.

İsa Mesih’in İkinci Gelişi Allah’ın Sözüdür

Makalemizin tamamı dikkatle incelenecek olursa, İsa Mesih’in İkinci Gelişi’nin vuku bulmasının Rabbimizin açık bir vaadi olduğu görülmektedir. Mesih’in tekrar dünyaya gelişi, dünya üzerinde Allah’a inananların bir arada toplanmalarına vesile olacaktır. Bu büyük hadise, yukarıda anlatılmış ayetlerden ziyade bir de 3:64’te belirtilmektedir:

“Söyle: Ey Kitap Ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir KELİME’ye gelin.”

Görüldüğü gibi bu ayette yine özellikle “KELİME” ifadesi kullanılmıştır. Yukarıda da belirtildiği gibi, İsa Mesih Allah’ın KELİME’sidir (4:171) ve bütün inananlar bekledikleri Peygamber Mesih’in etrafında birleşip toplanacak ve yalnız Allah’ı Rab kabul edeceklerdir. İsa Mesih’e özellikle verilen bu sıfat Yüce Kur’an’da başka hiçbir peygamber için kullanmamıştır. Ayet, sonrasında ise insanlığı sadece Allah’a hizmet etmeğe ve O’ndan başka hiçbir varlığı “Efendi” kabul etmemeğe davet etmektedir. Bu ise, az önce de açığa kavuştuğu gibi, yeryüzüne İsa Mesih ile yayılacak Tevhit inancının müjdesi ile birebir örtüşmektedir. Rabbimiz bu hakikati görebilmeyi bütün kullarına nasip etsin ve bizleri de bu vaat edilen barış günlerine ulaştırsın.

Duamız bütün dünyanın tekrar gelmesini beklediği İsa Mesih’in bir an önce inkişaf ederek mesihiyetini İspatlayıp Kur’an’ı bütün Ehl-i Kitap’a kabul ettirmesidir. Bunun yanında da şimdiden bu misyonun Kur’anî düşünen mü’minler tarafından harekete geçirilmesidir. Bu, geldiğinde Mesih’in görevini kolaylaştıracaktır. Rabbimiz nasip ederse, bu şekilde birçok Sünni ve Şii Müslümanı da “Sadece Kur’an” mesajının doğruluğunu gözlemleme fırsatı bulacak ve onlar da inşallah “akın akın” Allah’ın Dini’ne gireceklerdir. Bunun yanında da inşallah Musevilik ve Hristiyanlık dünyası Kur’an’ı kabul edeceklerdir. Sonuç itibariyle inşallah tüm insanlar yalnız Allah’a kul olacak ve Nasr suresinde müjdelendiği gibi Allah’ın Gerçek Fethi gerçekleşmiş olacaktır.
                                                                                               
                                                                                                    Taner Eon DEMİRCİ LOPEZ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder