Merhabalar
Bu bölümde kısmet olursa diğer bölümlerde açıklamaya
çalıştığım Tevrat’ta Allah’ın İsrailoğullarına vaat etmiş olduğu şeylerin
Kur’an’da tasdiklenip tasdiklenmediğini göstermeye çalışmak…
Bunca şeyler vaat edildi
İsrailoğullarına Tevrat’ta. Acaba bunun Kur’an’daki karşılığı ne? Kur’an’da
karşılığı varsa acaba bu vazifeyi kim yerine getirecek? Bunu hep beraber
görmeye çalışmak ve sonrasında da paylaşımlara devam etmek.
Evet, sorumuz şu: Kur’an, Tevrat’ta gelecek için
verilen müjdeleri tasdik eder mi?
İsrailoğullarına gelecek için verilmiş vaatleri tasdik
eder mi? Sorumuzun cevabı; evet, tasdik eder.
2:40
ayetinde şu bilgi yer alır:
“Ey israiloğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın ve
ahdime vefa gösterin. Ben de size olan ahdi yerine getireyim. Ve böylece
yalnızca benden korkun.”
Evet; bu ayet tamamıyla İsrailoğullarına verilen müjdeleri
ve onlara verilen vaatleri tasdik eden bir ayettir ve bu hâlâ geçerli bir vaattir.
Allah’ın İsrailoğullarına vermiş oldukları ahdi kendilerine hatırlatması… Hatırlayın
geçen videoda bazı kondisyonlar vardı onlardan tekrar bahsedeceğiz, bazı şartlar
vardı. Allah burada teyit ediyor vermiş olduğu taahhüdü. Diyor ki: ‘Ey
İsrailoğulları, size verdiğim nimeti hatırlayın nasıl sizi dünyanın en yüksek
mertebelerine çıkarmıştım, ne kadar çok nimet vermiştim ve ahdime vefa
gösterin.’ Bu ahdin ne olduğunu göreceğiz.
İsrailoğulları, Allah’a bir söz
vermişlerdi, bir anlaşmaya varmışlardı peygamber aracılığıyla, buna vefa
gösterin, bunu yerine getirin ta ki ben de size olan ahdimi yerine getireyim...
Burada Allah, gelecekten bahsediyor apaçık olarak, ayet çok açık, bu vaat hâlâ
geçerli. Ve sonrasında çok dikkat edin ayetin sonuna; “Ve böylece YALNIZCA
BENDEN KORKUN.”
Neydi o sözlerden biri; İsrailoğullarının hiç kimseden
korkmaması, Allah’tan başka... Tek başlarına bütün ulusların üzerinde olmaları,
bütün ulusların onlara bakması ve dünya barışının sağlanması, dünyanın adaletle
yönetilmesi… Bu Allah’ın sözü, devam ediyor, kontrat hâlâ açık, ayetle bu
tasdik ediliyor. Ve bu, bir gün gerçekleşecek. Ne zaman, bunu hep beraber
göreceğiz. Fakat bu ahit devam ediyor. Buradaki şartlar, o ahdin yerine
getirilmesi için Allah’ın İsrailoğullarına verdiği şartlar... ‘Benim
buyruklarımın hepsine uyacaksınız’ diyor. Ama hepsine uyulmadı. Uyulacak mı,
uyulmayacak mı göreceğiz onu. Fakat burada ayet çok açık, ben onu göstermeye
çalışıyorum. İsrailoğullarına verilmiş bazı vaatler vardı ve bu vaatleri yerine
getirecek bir kişi vardı, bir önder vardı, acaba kim?
İSRAİLOĞULLARINA VAAT EDİLENLERİ KİM
GERÇEKLEŞTİRECEKTİR?
Tevrat’ta vaat edilen bunca şeyleri sıradan bir Mesih
değil ancak ve ancak Ha-Maşiakh gerçekleştirmek zorundadır. Ey Meseya değil
Türkçe’deki gibi determinantsız, ne olduğu belli olmayan herhangi bir mesih
değil, El-Mesih... Bu beş olayı gerçekleştirecek bir El- Mesih var, The Meseya,
Ha- Maşiakh var, bakalım bu kim? Şimdi tekrar Tevrat’ın ayetlerine döneceğiz.
Ondan sonra Kur’an’a bakacağız. Şimdi bazılarınız niye Tevrat’tan örnek
veriyorsun diyecekler. Ben baştan beri Kur’an’ın Tevrat’ı tasdiklediğini
söylüyorum. Tevrat, İncil’i de tasdik ediyor. Evet, İncil deyince akla hangi
kitaplar geliyor? Ne yazık ki bugünkü dört kanonik İncil, İsa Mesih’e
gönderilmiş İncil değildir. O Evanjeller, İsa Mesih’in hadis kitaplarıdır.
İçlerinde doğrular da vardır, belki Allah’ın ayetleri de olmuş olabilir.
İçlerinde bir sürü sonradan eklenmiş hurafeler de vardır. İlk yazılan Markos
Evanjeli, yetmiş tarihinde yazılmıştır. Bu kitaplarda İsa Mesih’in kendisinin
kıyametten önce gelip kafirler üzerine galip geleceği zaten apaçık
belirtilmiştir fakat bu Evanjellerin içinde o kadar büyük tahrifat meydana
gelmiştir ki bunları baz alarak burada size açıklayamıyorum. Fakat Tevrat’ın bazı
kısımlarını açıklayıp sonra Kur’an ayetlerinin onları nasıl tasdik ettiğini
gösterip Kur’an ayetlerine geçeceğim çünkü önemli olan Kur’an ayetleridir.
Tevrat’ın ayetleri de çok önemlidir. Zira Tevrat, hem Hristiyanların hem
Yahudilerin inandığı bir kitaptır. Ve kendilerine bu kitapta bir sürü şey vaat edilmiştir
ve Kur’an da bu vaatleri tasdik etmektedir. Fakat ne yazık ki Kur’an vahyolunduktan
sonra İbrahimî din olan, Hanif din olan İslam dini, Sünniliğe ve Şiiliğe geçip
tamamen eksen kayması yaşamıştır. Yeni ibadet şekilleri, yeni inançlar, hiç
dinde olmayan inançlar, bir sürü hurafeler… Fakat Kur’an’daki dinin söylediği
olay çok farklı, bakış tarzı çok farklı... İsrailoğullarına Kur’an’ın bakış
tarzı da çok farklı. Mealler yanlış çevriliyor, hadislerden gelme bir sürü uydurma,
dogmatik bilgiler var. Bütün bunları yavaş yavaş çözmek zorundayız. Ne yazık ki
gerçeğin üzerine bir sürü katmanlar konulmuş, bu katmanları tek tek, yavaş
yavaş, gerçeği incitmeden çıkarmak gerekiyor.
Evet, çok uzatmadan, Ha-Maşiakh, El-Mesih, The Meseya
kimmiş Tevrat’a bir bakalım, neler yapacak?
KUR’AN’A GÖRE HA-MAŞİAKH KİMDİR?
Kur’an’a göre Ha-Maşiakh; El-Mesihu İsa ibn-i
Meryem’dir. El-Mesih; Kur’an’a göre İsa’dır. Bir tane bile başka Mesih yok
Kur’an’da. Tek. Bütün Mesihler determinantlı, El- Mesih olarak zikredilir
Kur’an’da. Ama şimdi tekrar Tevrat’a bakalım Ha-Maşiakh’ın ne yapması
gerekiyor? Tekrar bakalım. Hemen hüküm koymamak lazım her şeye… Birçok bilgi
var, bu bilgiyi düşünüp, görüp öyle karar vermek lazım.
İSRAİLOĞULLARI’NA VAAT EDİLENLERİ GERÇEKLEŞTİRECEK
HA-MAŞİAKH
“İşay’ın kütüğünden yeni bir filiz çıkacak kökünden
bir fidan meyve verecek. Rabbin ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu, öğüt ve güç
ruhu, bilgi ve Rab korkusu ruhu onun üzerinde olacak Rab korkusu hoşuna
gidecek. Gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, kulağıyla işittiğine göre karar
vermeyecek.”
İşay; David’in babasının ismi. Mesih, David soyundan
gelecek, demiştik değil mi? Bunların hepsi gelen o Ha-Maşiakh, The Meseya,
El-Mesih’in içindeki ruhu olacak, onun iç dünyası, zekâsı, burada ondan
bahsediliyor.
“Rabbin ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu...”
Empati yapabilme, karşındakini anlayabilme, bilgelik,
birçok konuda bilgisi olacak, özellikle din konusunda.
“Öğüt ve güç ruhu...”
Azim... İçindeki o gerçek Mesihî ruh ve öğüt verme.
“Bilgi ve Rab korkusu ruhu...”
Rabbinden hakiki mânâda korkma. Onun üzerine olacak.
“Rab korkusu hoşuna gidecek.”
Bu da çok ilginç bir kelime… Rabbin vermiş olduğu
korku onun hoşuna gidecek, sarılacak ona. Tabii bunlar bir insanın iç dünyasını
açıklayan şeyler, bunları kelimelerle ifade etmek çok zor. Bunları insan kendi
yaşamadan idrak edemez, telaffuzu çok zor şeyler bunlar. Hatta belki bazı
kişiler için şirk ifade eden sözler gibi gelebilir. Anlayamaz çünkü onun
bahsetmek istediği şeyi...
Evet, geçelim bunu.
“Gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, kulağıyla
işittiğine göre karar vermeyecek.”
Öyle tez can karar vermek yok. Gözüyle gördüğüne,
kulağıyla işittiğine göre hemen karar vermeyecek. Araştırma... Gerçek adalet
zaten böyle sağlanır. Zaten bu pasajları göreceğiz birazdan. Adalet ne demek?
Adalet öyle hemen karar vermek değil. Bunların hepsi adaletle bitişen/örtüşen
şeyler.
“Yoksulları adaletle yargılayacak yeryüzünde ezilenler
için dürüstçe karar verecek. Dünyayı ağzının değneğiyle cezalandıracak.”
Ağzının değneğiyle... Demek ki onun söylediği öyle
dokunacak ki insanlara, ceza bu şekilde olacak, öyle sopaya gerek yok, bir söz
yetecek...
“Kötüleri soluğuyla öldürecek. Davranışının temeli
adalet ve sadakat olacak. Onun döneminde kurtla kuzu bir arada yaşayacak.”
Bu çok önemli, sadık olma. Adalet ve sadâkat. Gerçeğe
sadık olma... Gerçeğe sadık olmak çok zordur. Sizi bağlayan birçok şey
olabilir. Fakat siz gerçeğe bağlıysanız sizi bağlayan diğer şeyleri elinizin
tersiyle itersiniz. Sadakat Allah’a olur. Sadakat Hakk’a olur. Sadakat budur.
Evet.
“Onun döneminde kurtla kuzu bir arada yaşayacak,
parsla oğlak birlikte yatacak. Buzağı, genç aslan ve besili sığır yan yana
duracak, onları küçük bir çocuk güdecek. İnekle ayı birlikte otlayacak,
yavruları bir arada yatacak. Aslan sığır gibi saman yiyecek. Emzikteki bebek
kobra deliği üzerinde oynayacak, sütten kesilmiş çocuk elini engerek kovuğuna
sokacak...”
Onun döneminde olacak bu, bir kişiden bahsediyor
burada, İşay’ın soy ağacından gelecek bir kişi...
“...Sürgünler geri dönecek. Kutsal dağımın hiçbir
yerinde kimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek. Çünkü sular denizi nasıl
dolduruyorsa, dünya da Rabbin bilgisiyle dolacak. O gün İŞAY’IN KÖKÜ ortaya
çıkacak. Halklara sancak olacak, uluslar ona yönelecek...” (Yeşeya-11:1-10)
Tek tek vaat edilen şeyleri burada genel olarak
görüyoruz. Apaçık, bu apaçık! Bu beklenen kişi Ha-Maşiakh. Apaçık biçimde
özellikleri burada sıralanıyor.
İşay’ın kökü; David. Evanjellerde, Evanjelistlerin
İşay’ın kökünü nasıl berbat ettikleri, onun David’in soyundan geldiğini
ispatlamaya çalışırken nasıl babasını da araya soktukları... Çünkü Meryem’i
telaffuz edemediler, çünkü utandılar. Bir kadını David’in soy ağacına bağlamaya
utandılar. Gerçeğe haksızlık yaptı Evanjelistler. Matta Evanjelisti, Luka Evanjelisti...
Meryem’i anamadılar. Halbuki Kur’an devamlı olarak ‘Meryem oğlu’ der. Çünkü
Meryem’in kendisi zaten David’in soy ağacından gelir. Ama bunu söyleyemediler,
utandılar. O zamanki yargı; kadınlara bakış açısı ilkel bir toplum, pagan
kültüründen gelmiş, kadınları aşağılayan bir kültür… Tamamen Yahudiliği,
Museviliği ele geçirmiş, egemen olmuş ve bu insanlar, Hakka karşı samimiyetle
davranmayarak İsa’nın kökünü, babasının(!) soyundan David’in soyuna
bağlamışlar. Halbuki bununla alakası yok. Meryem’in soyu zaten David’den
gelmektedir. Kur’an devamlı olarak ‘Meryem oğlu’ der, o şahıs için.
“İşte Davut için doğru bir dal çıkaracağım günler
geliyor, diyor Rab; “Bu Kral bilgece egemenlik sürecek, ülkede adil ve doğru
olanı yapacak, onun döneminde Yahuda kurtulacak, İsrail güvenlik içinde
yaşayacak. O, Yahova’nın adaleti, adıyla anılacak.” (Yeremya-23:5-6)
Çünkü Davut, soy ağacı. Onun dallarından bir tanesi,
onun soyundan gelen… Aynı şeyden bahsediyoruz; Ha-Maşiakh, El-Mesih. Evet, bu
günler geliyor diyor Rab… Aynı şey… Başka peygamberin söylediği, çok daha
önceden söylediği şeyin aynısını tasdik eden Allah’ın Tevrat’ta
İsrailoğullarına vaat etmiş olduğu şeyi tasdik eden ve bunu yerine getirecek
olan bir şahıs bu. Aynı şeyden bahsediyor, aynı kişi.
Başka bir örneğe geçelim:
“Ah ne korkunç gün! Onun gibisi olmayacak, Yakup soyu
için sıkıntı dönemi olacak, yine de sıkıntıdan kurtulacak. O gün, diyor her
şeye egemen Rab boyunlarındaki boyunduruğu kıracak, bağlarını koparacağım. Bundan
böyle yabancılar onu kendilerine köle etmeyecekler… Onun yerine Rableri ALLAH’a
ve başlarına atayacağım kralları Davut’a hizmet edecekler. ‘Korkma ey kulum Yakup,
yılma Ey İsrail’, diyor Rab. Çünkü seni uzak yerlerden, soyunu sürgün edildiği
ülkelerden kurtaracağım. Yakup yine huzur ve güvenlik içinde olacak, kimse onu
korkutmayacak.”(Yeremya-30:7-10)
Davut demek burada, İsrailoğlunun kendi şahsı
anlamında…’Ey kulum Yakup’ demek yine İsrail, metaforik bunların hepsi.
Bu sözler yazıldığında Yakup Peygamberden sonra yüzyıllar geçti, buradaki
isimler metaforik anlamda kullanılan isimler. Evet, Yakup zaten İsrail demek.
Yakup’un İsrail olduğunu Allah zaten söylüyor. ‘Sana İsrail ismini koydum’,
diyor.
“Korkma ey kulum Yakup, yılma ey İsrail” yani Allah’a inanan,
Muvahhit insanlar; İsrail, bugünkü İsrail devleti değil. Gerçek İsrail.
“Çünkü seni uzak yerlerden, soyunu sürgün edildiği
ülkelerden kurtaracağım…”
Aynı şey.
“Kimse onu korkutmayacak…”
Kur’an ne diyordu:
“Yalnız benden korkun. Ahdimi yerine getirin ben de
size olan ahdimi yerine getireyim.”
Yani bunu yapın, bu olacak. Aynı şekilde;
“Yakup yine huzur ve güvenlik içinde olacak, kimse onu
korkutmayacak.”
Yani Allah’tan başka… Bunların hepsi birbiriyle
örtüşen ayetler, hepsi! Yani Kur’an, sadece Tevrat’taki tarihi bilgileri,
yasaları ve hikmetleri tasdikleyen bir kitap değildir, Tevrat’ta gelecek için
vaat edilmiş olayları da tasdikleyen bir kitaptır. Ve birazdan göreceğiz bu
olayları yerine getirecek olanı… Allah bir kişiyi vesile kılacak, Kur’an’ı
nasıl Resulü Muhammed’e vesile kıldıysa ya da Tevrat’ı başka peygamberlere
vesile kıldıysa aynı şekilde Ha-Maşiakh, El-Mesih tüm bunları gerçekleştirmeye
vesile olacak şahıstır. Allah bunu burada taahhüt ediyor. Bizzat kendisi…
Yeremya-30:7-10’da, Kur’an da tasdikliyor bunu. Apaçık bir şekilde ayet var. Ve
daha nice ayetler var, göreceksiniz bunları. Paylaşacağım hepsini kısmet olursa…
Evet, aynı şekilde; Yeremya-33;14-17 ve
Hezekiel-34:23-30’da aynı pasajlar yer almaktadır. Tekrar edilmektedir bu vaatler,
bu kişi hakkında.
Evet, şimdi bir pasaj daha görelim. Bu pasaj bütün
bunları kapsayan bir pasaj olacak:
“Kulum Davut onların kralı olacak, hepsinin tek
çobanı olacak. Buyruklarımı izleyecek, kurallarıma uyacak onları
uygulayacaktır. Kulum Yakup’a verdiğim atalarının yaşadığı ülkeye
yerleşecekler. Kendileri, çocukları, çocuklarının çocukları ebediyet için orada
yaşayacaklar. Kulum Davut ebediyetle onların önderi olacak.”
Altını çiziyorum, bunların şartları var demiştik,
gerçek İsrailoğulları Allah’ın buyruklarına uyacak ve ona yönelecekler.
Hristiyan olsun, Sünni olsun, Şii olsun, Yahudi olsun, Aşkanazi olsun, Safarat
olsun fark etmez, hepsi bütün bu kimlikleri sıfıra indirip Muvahhit olacaklar
hep beraber. İsrail devleti Muvahhitlerin üzerine kurulacaktır.
“Kulum Yakup’a verdiğim atalarının yaşadığı ülkeye
yerleşecekler.”
Onlar bizim de atalarımız, hepimizin ataları, gerçek
İsrail, Yakup’un ilahına inanan kişiler topluluğu, bizim atalarımız, manevi
atalarımız... Bunu kan bağı yaptılar ve tamamen yanlış bir yola girdiler.
Allah’ın sözü genel bir sözdür. İsrailoğulları, o gün heterojen bir topluluktu
bunu diğer videoda paylaşmıştım. Kesinlikle bir soya bağlanmış kişiler değildi.
İsrail’i bir kana indirgemek çok büyük bir günah. Allah’ın sultanlığı,
yeryüzünde inşa etmeyi arzuladığı saltanatı küçük bir krallığa indirgemektir
bu. Ve hiçbir zaman da gerçekleşmeyecek bir olaydır.
Evet, “O ülkeye yerleşecekler…”
Öbür vaat... Sağ salim oraya yerleşecekler, Allah’ın
buyruklarına uyacaklar. Kudüs’e yerleşecekler, orası Muvahhitliğin merkezi
olacak.
Evet, nerde kaldık;
“Kendileri, çocukları, çocuklarının çocukları ebediyet
için orada yaşayacaklar.”
Sonsuzluk içinde, sonsuza kadar diye de çevirebiliriz
fakat buradaki kelime ‘ebediyet için’.
“Kulum Davut, ebediyet için onların önderi olacak.”
Kulum Davut, burada kimin kastedildiği zaten belli.
Burada El-Mesih’ten bahsediliyor.
Çok ilginç bir ayet daha geliyor.
“Onlarla Şalom Antlaşması yapacağım. Ebediyetin antlaşması onlarla olacak. Onları yeniden
oraya yerleştirip sayıca çoğaltacağım. Mabedimi ebediyet için onların ortasına
kuracağım. Konutum aralarında olacak; onların Rabbi olacağım, onlar da benim
halkım olacak. Mabedim sonsuza dek onların arasında oldukça uluslar İsrail’i
kutsal kılanın ben Rab olduğumu anlayacaklar.” (Hezekiel-37: 24-28)
Burayı çevirirken ‘esenlik antlaşması’ diye çevirirler.
Halbuki ana İbranicedeki ifade ‘Şalom Antlaşması’dır.
Ey Musevi kardeşlerim! Ey Siyonist insanlar!
Bunu size ne bir hakaret olarak söylüyorum, ne bir
düşmanlık olarak… Siz bu siyonu gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz. Bazı yanlış
yollara giriyorsunuz. Ben yanlış yollara girmeyen Musevileri tenzih ediyorum
buradan. Kusura bakmayın sözüm size değil. Hristiyanlara da hitap ediyorum. “Onlarla
Şalom Antlaşması yapacağım…” ‘Şalom’ demek Arapçada ‘İslam/selam’ demek… Yani
İslam antlaşması! Nedir İslam antlaşması? Allah hangi kitabı gönderdi. Burada
apaçık bir şekilde size bir mesaj var. Ve daha açıklayacağım bu mesajın apaçık
biçimde Kur’an olduğunu göreceksiniz ki ben buna artık Kur’an da demiyorum. Son
Vahiy, diyorum. Çünkü bugün elimizdeki Kur’an, o kadar tahrif edilmiş bir kitap
ki -orijinali değil tercümesi ve anlaşılması tahrif edilmiş hadisler kanalıyla-
orijinali Allah’a şükür hâlâ var. Fakat bu o kadar derin bir kitap ki bugüne
kadar saklanmış, korunmuş. Ve bu antlaşma sizin antlaşmanız olacak. Şalom Antlaşması.
Allah’ın vaadi bu…
“Ahdimi yerine getirin.” İşte size ahit! İşte bu ahit.
“Ahdime vefa gösterirseniz ben de size olan ahdimi yerine getireceğim.”
Ve daha neler var, bunu böyle anlatsam bilmiyorum herhalde öldürürler,
bilmiyorum...
“Ebediyetin antlaşması onlarla olacak…”
Mabet, demiştik ya birkaç söz var; “Mabet inşa
edilecek.” Son Mabet, gerçek mabet… Dünyaya barış gelecek ve gerçek hüküm,
adalet hükmü, gerçekleşecek. Kim gerçekleştirecek? Burada bir kişiden
bahsediyor.
Evet, “Konutum aralarında olacak…”
Uluslar… Bütün uluslar gelecek. Tamamen. Ha-Maşiakh,
Gerçek Mesih’in yapacağı bütün o vaatler vardı ya tamamen Hezekiel-37:24-28’de
geçecek, burada gelecek olan, bütün bunları gerçekleştirecek olan gerçek
Mesih’in kim olacağı, neler yapacağı tamamen bu ayetler içerisinde
sıkıştırılıyor. Hepsini bu yapacak. Diğer ayetlerde parça parça idi fakat bu
genel.
“Uluslar İsrail’i kutsal kılanın ben Rab olduğumu
anlayacaklar.”
İnsanlar şaşıracak. Bu kadar da olmaz, böyle bir şey
dünyada gerçekleşiyorsa bunu Allah’tan başka kimse yapamaz, diyecekler. Allah’a
hiç inanmayan insanlar da iman edecekler. Ama şurayı unutmasınlar: “Onlarla
Şalom Antlaşması yapacağım.”
Evet. Bitiriyorum az kaldı. Dikkat edildiğinde
İsrailoğulları peygamberleri bu El-Mesih şahsı hakkında çok bilgi
vermemektedir. Peygamberlerin verdiği bilgi; o geldiğinde kıyamete kadar
dünyanın ne halde olacağıdır. Hepsini gördük. Yani burada onun fiziksel
özellikleri hakkında bir şey söylenmiyor, çok fazla detaya girilmiyor. Onun ne
yapacağından bahsedilmiş. Bunun da bir nedeni var. Çünkü çok sayıda sahte Mesihler
çıkacak, işte benim oramda bu var, şuramda bu var, gözüm şu renk falan, bu tip
şeyler. Halbuki burada verilmek istenen o değil. Sahte Mesihler onların hepsi…
Bunlar gerçekleştirildiğinde Mesih’in kim olduğu zaten aşikâr olacak. Yoksa
Mesih geldiğinde ‘Ben Mesih’im’ demeyecek ki… İcraata başlayacak o. Halkın
gözünü açmaya, doğruları, gerçekleri ifade etmeye… Ve daha Kur’an’da başka
ayetler de var neler yapacağı Kuran’da çok açık bir biçimde belirtiliyor.
Evet, bu kısmı bitirmeden önce şuraya bakalım:
Tanrı’nın, Allah’ın, Yahova’nın İsrailoğullarına vermiş olduğu taahhütler var.
Bunu kim yapacak? Ha-Maşiakh, El-Mesih, Gerçek Mesih.
Nelerdi bunlar:
1.Bütün İsrailoğulları sağ salim Kudüs’e geri
dönecekler.
2.Son Mabet inşa edilecek.
3.İsrailoğulları Rabbine hakiki mânâda kul olacak.
4.Dünya barışı gerçekleşecek.
5.Tüm dinlerden müminler tek Rabbe inanacak.
Şimdi Kur’an’a inanan insanlar, Hristiyanlığa inanan
insanlar, İsa Mesih’in El-Mesih olduğuna inanan insanlar, Mesih İsa, bu
çerçevenin içerisinde nerede?
Yanında!
İçinde değil.
Meryem oğlu İsa, bu söylenilenlerin hiçbir tanesini
yapamadı. Bir tanesini bile!
Yapamadı mı, yaptırılmadı mı? Bu konuya sonra
geleceğiz. Fakat eğer Kur’an, İsa’ya El-Mesih, Ha-Maşiakh diyorsa çünkü
İsrailoğullarının beklediği bir El-Mesih var. Kur’an diyor ki işte onlara geldi
bütün örnekleriyle geldi fakat onu inkâr ettiler. O zaman burada bir soru;
acaba Kur’an yalan mı söylüyor? Çünkü iki bin sene önce ilk defa geldiğinde
bunlardan hiçbir tanesini gerçekleştiremedi. Hiçbir tanesini…
Niçin Yahudilerin İsa’ya inanmadığını düşünüyorsunuz?
Ben bunu “Evanjellerin Evrim Teorisi” kitabımda da açıkladım. İsa’nın misyonu
çarmıhta fiyaskoyla sona erince ve bu söylenilenlerin hiçbirini yapamayınca
yetmiş yılında ilk yazılan Evanjelde -İncil değil Evanjel; İsa’nın hadis
kitabı- İsa acaba neden bu dünyaya gelmiştir diye bir felsefe yapılmıştır. Ve
denmiştir ki tamam İsa bütün bunların hiçbir tanesini yapamadı ama o aslında
İsrail’i bu şekilde kurtarmayacaktı. O çarmıhta öldü ya, o aslında İsrail’i
günahlarından kurtardı. İsrail’i günahlarından kurtararak kurdu!
Yuhanna, 100-150 tarihleri arasında yazılmıştır. Orada
da hani; ‘Son Mabet inşa edilecek’ti ya, peki nasıl olacak? Onun bedeni var ya
bedeni, o son mabetti zaten! Halbuki hiç alakası yok. Sonradan varılmış tamamen
yanlış şeyler. Halbuki Kur’an, bütün bunların olacağını tasdikliyor. Ve bunu
El-Mesih yapacak.
Evet, eğer İsa bir daha gelmeyecekse Kur’an, niçin
İsa’ya El-Mesih diyor? Şimdi El-Mesih sözünü Arapça olarak tevil etmeye
çalışanlar olacaktır. Var zaten böyle insanlar. Halbuki hiç alâkası yok. Bütün
bunlar söz verilmiş şeyler ve bunu gerçekleştirecek El-Mesih vardır.
Kur’an
İsa’ya El-Mesih der. Ve bir sonraki videodaki paylaşacağım ayetleri görmezden
gelirler. Hatta bilmezler hatta bilseler bile ayetlerin yanlış yazıldığını
söyleyen bazı kimseler çıkmaya başladı. Şimdilik bu konuyu açmayalım. Bir
sonraki konuya bakalım. Ama Kur’an’ın ne gizemli ayetleri olduğunu sizlerle
paylaşacağım.
Şimdilik afiyetle kalın, umarım anlatabilmişimdir,
umarım açık olmuştur...
Sorularınız varsa lütfen e-mail kanalıyla bana
yazabilirsiniz, Facebook’tan da bana yazabilirsiniz.
Şimdilik bu kadar, görüşmek üzere…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder