Son zamanlarda gerek ateist gerek bazı
kur’anist veya neo-sünni kesimlerde Kur'an'da bahsedilen İsa Mesih ile
Hristiyanların inandıkları İsa Mesih'in aynı kişi olmadığına dair paylaşımlar
sergilenmekte. Bunun yanında, Kur'an'daki İsa Mesih'in annesi olan Bakire
Meryem'in de Hristiyanların inandıkları Bakire Meryem değil de Musa ve Harun
peygamberin ablası olan Meryem olduğunu iddia etmekteler. Bu türlü fikirlerden
faydalanan Jay Smith gibi evanjelist misyonerleri de Muhammed'in Kur'an'ı
uydurduğunu ve uydururken de büyük bir tarihi yanlış yaptığını öne sürmekteler.
Öncelikle belirtmeliyim ki tüm fikirler
saygıya değer fikirlerdir. Ortaya yeni bir fikirle gelen insanlar bu fikirleri
yüzünden eleştirilmemeli, bizzat sergiledikleri fikirlerin doğrulukları test
edilmelidir. Ben de bu yazımda bu konuya açıklık kazandırmaya çalışacağım.
Dilerseniz şimdi Kur'an'daki İsa ile Hristiyanların inandıkları İsa'nın aynı
olmadığını öne süren görüşün baz aldıkları bilgileri ortaya koyalım:
1) Kur'an'ın
3:35 ayeti:
“İmran’ın dişisi demişti: Ben karnımda
olanı sana hür olarak adadım. Sen bunu kabul buyur. Muhakkak ki sen işiten ve
her şeyi en iyi bilensin.”
Yukarıda bahsettiğimiz teze argüman
olarak sunulan 3:35 ayetinde Meryem'i dünyaya getiren bayanın Rabbine
karnındaki çocuğu adadığını gözlemlemekteyiz. Ayette bu bayanın ismi verilmemekte,
fakat onun yerine bu bayan "İmran'ın dişisi" olarak anılmakta.
Buradan yola çıkılarak Kur'an'daki Meryem'in annesinin aslında 2000 sene önce
yaşamış Hanna değil de, ondan yaklaşık 1500 sene önce yaşamış İmran'ın hanımı
Yokabet olduğu öne sürülmekte.
2) Kur'an'ın
19:27 ayeti
“Ey Harun’un kız kardeşi. Senin baban
kötü bir adam değildi. Ve senin annen de iffetsiz değildi.”
Bu ayette ise Meryem'in Harun'un kız
kardeşi olduğundan bahsedilmekte. Dolayısıyla bu bilgi az önce belirtilen tez
ile birleştirildiğinde Kur'an'ın tarihi bir yanlışlık yaptığını savunan kesim
için gerçekten de önemli bir argüman oluşmakta. Diğer bir ifadeyle, bu bilgiler
ele alındığında bu kesimin söylemek istediği şudur: "Kur'an'da eğer
Meryem'in babasının ismi İmran ve kardeşinin ismi de Harun olarak
belirtiliyorsa o zaman bu, Kur'an'ın büyük bir tarihi karışıklık yaptığının
delili ve Kur'an'ı Muhammed'in uydurduğunun da ispatıdır. Çünkü Kur'an'da
bahsedilen Meryem, İsa zamanında yaşamış Meryem değil, ondan yüzyıllar önce
yaşamış İmran'ın kızı ve Musa ve Harun'un da ablası olan Meryem'dir. Yani
Kur'an iki Meryem'i karıştırmış ve bu şekilde de Allah Kelamı olmadığını ispatlamıştır."
Yukarıdaki bahsettiğimiz konunun
ayrıntılarına değinmeden önce Kur'an'da bahsedilen İsa ile Hristiyanlıkta
bahsedilen İsa'nın aynı olup olmadığını araştıralım. Bunu yapmak için bu iki
İsa hakkında gerek Kur'an gerekse Hristiyanlık Evanjellerinde yer alan
bilgileri karşılaştıralım:
Kur'an'daki
İsa / Hristiyanlıktaki İsa:
BABASIZ DÜNYAYA GELDİ / BABASIZ DÜNYAYA
GELDİ
KUTSAL RUH İLE DESTEKLENDİ / KUTSAL RUH
İLE DESTEKLENDİ
ZEKERİYA ANNESİNİ HİMAYE ETTİ / ZEKERİYA
ANNESİNİ HİMAYE ETTİ
YAHYA TARAFINDAN MÜJDELENDİ / YAHYA
TARAFINDAN MÜJDELENDİ
"ALLAH’IN OĞLU" DENDİ / "ALLAH’IN
OĞLU" DENDİ
ŞEHİT EDİLDİ / ŞEHİT EDİLDİ
"EL MESİH" ÜNVANINI ALDI / "EL
MESİH" ÜNVANINI ALDI
MUCİZE OLARAK ÖLÜLERİ DİRİLTTİ / MUCİZE
OLARAK ÖLÜLERİ DİRİLTTİ
KÖRLERİN GÖZÜNÜ AÇTI / KÖRLERİN GÖZÜNÜ
AÇTI
CÜZZAMLILARA ŞİFA OLDU / CÜZZAMLILARA
ŞİFA OLDU
Bütün bu yukarıdaki veriler göz önünde
bulundurulduğunda öncelikle söylememiz gereklidir ki Kur'an'daki İsa Mesih ile
Hristiyanlıktaki İsa Mesih'in aynı kişi olmadığını savunmanın ele alınabilir
hiçbir dayanağı yoktur. Dolayısıyla burada araştırmamız gereken konu
Kur'an'daki İsa'nın Hristiyanlıktaki İsa ile aynı olup olmadığı değil, Kur'an'daki
İsa'nın ne zaman dünyaya geldiği bilgisidir. Bilindiği gibi gerek Roma tarihi
kaynakları gerekse Hristiyanlık kanonik ve apokrif evanjelleri İsa'nın Hükümdar
Herodes ölmeden 2 sene evvel dünyaya geldiği ve M.S. 33 tarihinde ise çarmıha
gerildiğini belirtmektedirler. Fakat bu yazımızda ele aldığımız teze göre, İsa
Milatta değil M.Ö. 1500 tarihinde dünyaya gelmiştir.
Şimdi konumuza dönelim ve detaylı bir
inceleme yapalım. Ne yazık ki, gerek ateist kesim, gerek kuranist veya
neo-sünni kesim Kur'an'ı araştırdıklarında Tevrat ve Tanah'taki bilgileri göz
önünde bulundurmamaktadırlar. Dolayısıyla günümüz araştırmacıları kendi
ayetlerinde defaatle Tevrat'ı doğruladığını belirten Kur'an'ı araştırırken
Tevrat'ı öğrenme ve anlama gayretine girişmemektedirler. Yukarıda ortaya atılan
tez ve bu tezin savunucuları da ne yazık ki Tevrat ve Tanah teolojisinden
yoksun oldukları için bu konu üzerinde temelsiz fikirler üretmektedirler. Şimdi
dilerseniz hemen Tevrat'taki bilgilere geçelim:
Çıkış 2:1- “Levili bir adam kendi
oymağından bir kızla evlendi. 2-
Kadın gebe kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. Güzel bir çocuk olduğunu görünce,
onu üç ay gizledi. 3- Daha
fazla gizleyemeyeceğini anlayınca, hasır bir sepet alıp katran ve ziftle
sıvadı. İçine çocuğu yerleştirip Nil kıyısındaki sazlığa bıraktı. 4 -Çocuğun ablası kardeşine ne olacağını görmek
için uzaktan gözlüyordu. 5- O
sırada firavunun kızı yıkanmak için ırmağa indi. Hizmetçileri ırmak kıyısında
yürüyorlardı. Sazların arasındaki sepeti görünce, firavunun kızı onu getirmesi
için hizmetçisini gönderdi. 6-
Sepeti açınca ağlayan çocuğu gördü. Ona acıyarak, “Bu bir İbrani çocuğu” dedi. 7- Çocuğun ablası firavunun kızına, “Gidip bir
İbrani sütnine çağırayım mı?” diye sordu, “Senin için bebeği emzirsin.” 8- Firavunun kızı, “Olur” diye yanıtladı. Kız
gidip bebeğin annesini çağırdı. 9-
Firavunun kızı kadına, “Bu bebeği al, benim için emzir, ücretin neyse veririm”
dedi. Kadın bebeği alıp emzirdi. 10- Çocuk büyüyünce, onu geri getirdi.
Firavunun kızı çocuğu evlat edindi. “Onu sudan çıkardım” diyerek adını Musa
koydu.”
Yukarıda belirtilen Tevrat ayetinde
Musa'nın babası olan İmran'ın Levi kabilesinden olduğu gözlemlenmektedir.
Görüldüğü gibi İmran'ın eşi dünyaya getirdiği evladının bir erkek olduğunu
görünce korkuya kapılmakta; çünkü o dönemde Firavun Mısırlı olmayan erkek
çocukları katletmektedir. Şimdi ise aşağıdaki ayetleri inceleyelim:
Sayılar 3:5 “Rab Musa’ya şöyle dedi: 6- “Kâhin Harun’a yardım etmek üzere Levi
oymağını çağırıp görevlendir. 7-
Buluşma Çadırı’nda Harun’la bütün topluluk adına konutla ilgili hizmeti
yürütsünler. 8- Buluşma
Çadırı’ndaki bütün eşyalardan sorumlu olacak, İsrailliler adına konuta ilişkin
hizmeti yerine getirecekler. 9-
Levililer’i Harun’la oğullarının hizmetine ver. İsrailliler arasında tümüyle
onun hizmetine ayrılanlar onlardır. 10- Kâhinlik görevini sürdürmek üzere Harun’la oğullarını görevlendir.
Kutsal yere onlardan başka her kim yaklaşırsa öldürülecektir.”
Sayılar 8:16-“ Sen onları arındırıp adak
olarak adadıktan sonra, Levililer Buluşma Çadırı’ndaki hizmeti yerine getirmeye
başlayacaklar. Çünkü İsrailliler arasından Levililer tümüyle bana verilmiştir.
İlk doğanların, İsrailli kadınların doğurdukları ilk erkek çocukların yerine
onları kendime ayırdım.”
Bu ayetlerde anlaşılan, kendisine
peygamberlik geldikten sonra Musa'ya Rabbi tarafından Levililerden doğan erkek
çocukların özel olarak Mabet işlerine atandığı vahyedilmesidir. Bu ayetlerde
buna ek olarak Musa'nın kardeşi olan Harun'un çocuklarının özel olarak bu işle
meşgul olması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu nedenden dolayıdır ki
Harunoğulları İsrail tarihinde her zaman mabede adanan insanlar ile
özdeşleştirilmiştir. Şimdi gelgelelim Meryem'in annesinin Kur'an'daki duasına:
3:35 “İmran’ın dişisi demişti: Ben karnımda olanı
sana hür olarak adadım, Sen bunu kabul buyur. Muhakkak ki Sen işiten ve her
şeyi en iyi bilensin.”
Görüldüğü gibi bu yukarıdaki duayı yapan
kadın mutlaka yukarıda belirtilen Tevrat ayetini
bilerek yapmış olmalıdır.
Yani İsa'nın
annesi olan Meryem'in, Hanna'nın değil de Yokabet'in kızı olması ihtimali söz
konusu değildir. Çünkü Yokabet daha çocuk sahibi olmadan önce Rabbin
Levililerin ilk çocuklarını mabede hizmet için isteyeceğini bilmiyordu. Levililerin
ilk erkek çocuklarının mabede adanma olayı Yokabet'in oğlu Musa büyüyüp
peygamber olduktan sonra vahyedilen bir hadisedir. Yokabet'in bu duayı yapma
olasılığı yoktur.
Yukarıda bahsedilen bilginin yanında,
Kur'an'daki 3:35 duasını yapan hanımın Yokabet olmadığını ispatlayan başka bir
bilgi daha vardır. O da Yokabet'in Musa'yı dünyaya getirdiğinde korkuya kapılıp
üzülmesi olayıdır. Eğer Yokabet 3:35'teki duayı yapmış olsaydı, dünyaya
getirdiği evladın erkek olmasından korkup üzülmez, bilakis isteğine eriştiği
için sevinçle dolardı. Çünkü Tevrat ayetlerine Rabbe hizmet için
görevlendirilen bebekler erkek bebeklerdir. Yokabet'in Firavun zamanında
Rabbinden mabede hizmet için bir evlat istemesi mümkün değildir. Çünkü gerek
Tevrat ayetlerine göre, gerekse Kur'an ayetlerine göre Firavun Mısırlı olmayan
erkek çocuklarını öldürmekteydi:
2:49 “Sizi Firavun ailesinden de kurtardık, Onlar
size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı
sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.”
Şimdi ise Kur'an'da 3:35'teki duayı
yapan kadının bebeğini dünyaya getirdikten sonraki reaksiyonuna bir göz atalım:
3:36 “Fakat onu doğurunca: ‘Rabbim, gerçekten ben
onu kız olarak doğurdum’ dedi. Ve Allah, onun ne doğurduğunu çok iyi biliyordu.
‘Erkek, kız (çocuğu) gibi değildir. Ben onu, ‘Meryem’ diye isimlendirdim ve
muhakkak ki ben, onu ve onun zürriyetini, taşlanmış şeytandan Sana
sığındırırım’ dedi.”
Görüldüğü gibi Kur'an'da anlatılan
Meryem'in annesi, Yokabet'in tam aksine, doğurduğu çocuğun erkek olmadığını
görünce üzülüyor. Çünkü Meryem'i doğuran annede Yokabet gibi doğurduğu çocuğu
ölümle tehdit eden Firavun korkusu yoktu. Meryem'i doğuran anne bir erkek
doğurmak istemişti. Çünkü biliyor ki Levililerden mabede adanılması için
istenenler, doğan ilk erkek çocuklar idi, kız çocukları değil. Dolayısıyla bu
kadının Yokabet ile ilgisi yoktur.
Kur'an'da
Meryem'e "Harun'un kız kardeşi" denmesinin sebebi nedir?
Az önce de gördüğümüz gibi Meryem'in
annesi kim ise, bu kadının Levi sülalesinden olması zorunludur ve hatta Levi
sülalesinden Harun ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Ancak bu şekilde
Meryem'in annesi 3:35'teki duayı yapabilir. Kur'an ayetleri ve birçok Evanjelde
yer alan bilgiye göre Meryem, kız çocuğu olmasına rağmen yine de kendisini
mabede adamış birisi olarak yaşamıştır:
3:37 “Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel
bir bitki şeklinde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımı ile görevlendirdi.
Zekeriya, onun yanına, mâbede her girişinde orada bir rızık bulur ve ‘Ey Meryem,
bu sana nereden geliyor?’ der; o da: ‘Bu, Allah tarafındandır. Allah, dilediğine
sayısız rızık verir,’ derdi.”
Kur'an'dan anlaşıldığı kadarıyla
Meryem'in annesinin Levi kabilesinden geldiğini gözlemlemekteyiz. Ayrıca bu
kabilenin de Harun'un kabilesinin kardeşi olduğunu anlamaktayız. Nitekim Luka
Evanjelinde Meryem'in, Zekariya'nın hanımı Elisabet ile akraba olduğunu
gözlemlemekteyiz:
Luka 1:36 Meryem meleğe, “Bu nasıl olur? Ben erkeğe
varmadım ki” dedi. 35- Melek ona şöyle yanıt verdi: “Kutsal Ruh
senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesi’nin gücü sana gölge salacak. Bunun için
doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek. 36- Bak, senin akrabalarından Elizabet de yaşlılığında bir oğula gebe
kaldı. Kısır bilinen bu kadın şimdi altıncı ayındadır.
Bunun yanında, M.Ö. 4 yılında ölen Kral
Herodes zamanından yaşayan Elisabet'in ‘Harun'un kızı’ yani Harun sülalesinden
geldiği de belirtilmektedir:
Luka 1:5 “Yahudiye Kralı Hirodes zamanında, Aviya
bölüğünden Zekeriya adında bir kâhin vardı. Harun soyundan gelen karısının adı
ise Elizabet’ti. 6 Her ikisi de Tanrı’nın gözünde doğru
kişilerdi, Rab’bin bütün buyruk ve kurallarına eksiksizce uyarlardı.”
Bütün bu bilgiler bir araya
getirildiğinde kendisini mabede adayan, Levi soyundan gelen, ve Harun'un
soyundan gelen Elisabet'e akraba olan Meryem'e ‘Harun'un kız kardeşi’ denmesinin
nedeni anlaşılmaktadır. Dikkat edilirse Meryem'e ‘Ey Musa ve Harun'un kız
kardeşi’ değil sadece ‘Harun'un kız kardeşi’ denmiştir. Bunun nedeni, az önce
de ifade ettiğimiz mabet ile alakalı olmasıdır.
Kur'an'da
Meryem'in annesi hangi sebepten dolayı "İmran'ın dişisi" olarak
adlandırılmıştır?
Geleneksel olarak Meryem'in annesinin
İmran'ın hanımı olduğu düşüncesine sebep olan Kur'an ayetine geri dönelim:
3:35 “İmran’ın dişisi demişti: Ben karnımda olanı
sana hür olarak adadım, Sen bunu kabul buyur. Muhakkak ki Sen işiten ve her
şeyi en iyi bilensin.”
Ayette de açık olarak görüldüğü gibi
"İmran'ın hanımı" ifadesi olarak anlaşılan zevcetü İmran (زوجة عمران) değil imraetü İmran (امرأة عمر) ifadesi
kullanılmıştır. "İmrae" kelimesi Arapçada "dişi" demektir ve
"kadın" anlamında kullanılır. "İmrae" kelimesi tek başına
kullanıldığında "zevce" kelimesi gibi "evli kadın" anlamı
taşımaz. Örnek olarak aşağıdaki Kur'an ayetlerini verebiliriz:
27:23 “Orada, onlara bir kadının hükümdâr olduğunu
gördüm ve kendisine her şey verilmiş ve bir de çok büyük tahtı var.”
28:23 “Medyen suyuna varınca, orada hayvanlarını
sulayan kalabalık bir gurup insanla karşılaştı ve onlardan biraz ötede, kendi
hayvanlarını uzakta tutmaya çalışan iki kadın gördü ve onlara: ‘Derdiniz
nedir?’ diye sordu. ‘Bu çobanlar, işlerini bitirip uzaklaşmadıkça, biz
hayvanlarımızı sulayamıyoruz; çünkü biz kadınız, bu işleri görecek başka kimsemiz
yok, babamız da pek yaşlı’ diye cevap verdiler.”
Bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi
"imrae" kelimesi "bir erkeğin anlaşmalı hanımı" anlamına
gelen "zecv" kelimesi anlamını vermemektedir. Dolayısıyla
"imrae" kelimesi her kullanıldığında "birisinin hanımı"
anlamına gelme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu bilgi ve daha önceki Levi
kabilesi bilgisini göz önüne bulundurduğumuz takdirde 3:35 ayetinin tam
tercümesinin aşağıdaki gibi olması kanaati doğmaktadır:
3:35 “İmran (sülalesinin) bir kadını demişti: Ben
karnımda olanı sana hür olarak adadım, Sen bunu kabul buyur. Muhakkak ki Sen
işiten ve her şeyi en iyi bilensin.”
Ayeti bu şekilde anladığımızda Meryem'in
annesinin niçin karnındaki bebeği Rabbine adadığını anlayabiliyoruz. Bütün
bunları anlayabilmek için Tevrat bilgisi gerekmektedir. Buradan yola çıkılarak
Kur'an'ın da çok geniş bir Tevrat bilgisine sahip olduğunu gözlemlemekteyiz.
Yukarıda yaptığımız bu tercüme bazı
okurlarımız tarafından ‘zorlama’ olarak değerlendirilebilir. Fakat ortaya
attığımız deliller bunun ‘zorlama’ olmadığını, bilakis teolojik bilgiye
dayandığını ispatlamaktadır. Ayrıca, 3:35 ayetinin konteksti olan 3:33 ve 34
ayetlerini ele aldığımızda bu tercümemizin tam doğru olduğu ispatlanmaktadır:
3:33 “Muhakkak ki Allah, Âdem'i, Nuh'u, İbrahim'in
ailesini ve İmran ailesini, âlemlerin üstüne seçti. 34
Onlar birbirinin neslindendir. Allah en iyi işitendir, en iyi bilendir.”
Görüldüğü gibi ele aldığımız ayetin
konteksti nesil ve sülaleden bahsetmektedir. Tevrat ayetlerinde de belirtildiği
gibi İmran sülalesi olan Levi nesli de Rab tarafından özel olarak seçilmiş bir
kabiledir. Dolayısıyla 3:35'in az önce sunduğumuz gibi tercüme edilmesi
kesinlikle "zorlama" değildir.
Meryem'in annesinin "hür"
olması:
Yukarıda belirttiğimiz birçok delilden
bu yana, İsa'nın annesi olan Meryem'in Musa ve Harun'un öz kızkardeşi olan
Meryem olmadığının başka bir ispatı 3:35 ayetinin kendisidir. Bu ayeti tekrar
inceleyelim:
3:35 “İmran (sülalesinin) bir kadını demişti: Ben
karnımda olanı sana hür olarak adadım, Sen bunu kabul buyur. Muhakkak ki Sen
işiten ve her şeyi en iyi bilensin.”
Dikkat edilecek olursa Meryem'in annesi,
karnındaki bebeği Rabbe adadığında bunu ‘hür’ olarak yapmaktadır.
Kur'an'ın ifadesi
‘muharraran’ (محررا) kelimesidir ve bu kelime ‘hürriyet’ (حرية)
kelimesinden türemiştir. Gerek birçok Kur'an ayeti gerekse birçok Tevrat ayeti Musa ve Harun'un annesinin hür olmadığını, bilakis Firavun Hükümetine köle olduğunu
belirtmektedir.
Meryem'in annesinin tarih kitaplarında da belirtildiği gibi
Hanna değil de Yokabet olduğunu farz etmek ayet ile birebir çelişmek demektir,
zira Kur'an'ın ta kendisi Yokabet ve ailesinin köle olduğunu belirtmektedir. Bu
son bilgi ile bu konu kesin olarak açıklığa kavuşmuştur.
Dolayısıyla Kur'an'da inanılan
Bakire Meryem'den dünyaya gelmiş İsa Mesih ile Hristiyanlıkta inanılan Bakire
Meryem'den dünyaya gelmiş İsa Mesih aynı kişilerdir ve aynı anda, yani Milatta
dünyaya gelmişlerdir. Kur'an'da bahsedilen İmran, Meryem'in ‘baba’sı değil
‘ata’sı dır. Meryem'in annesi Levi kabilesinden olan Hanna, öz babası da birçok
Evanjelde belirtildiği gibi Yahuda kabilesinden olan Yoakim'dir.
Taner Eon DEMİRCİ LOPEZ











