Kur’an, İsa’nın İkinci Gelişinin ilim
sahipleri tarafından anlaşılacağını müjdeler. İsa’nın İkinci Gelişi bilindiği
gibi kıyametten önce gerçekleşecektir ve bu konuda sayısız Tanah ayetleri ve
Evanjel bilgileri mevcuttur. Kur’an da bunu aynı şekilde ifade eder:
43:61 “O (İsa), Saat (Kıyamet) için bir ilimdir. O zaman
onda sakın şüpheye düşmeyin ve Bana tabi olun. İşte bu istikamet yoludur.”
43. surenin 61. ayetinden önceki
ayetlerine bakıldığında rahatlıkla “O” zamirinin İsa’ya işaret ettiği
gözlemlenecektir. Bunun yanında, İsa isminin geçtiği ayetlerin çoğunda
“Kıyamet” kelimesi de zikredilir:
3:55 “Allah şöyle buyurdu: Ey İsa: Muhakkak ki Ben seni vefat ettireceğim ve
seni Kendime yükselteceğim. Ve seni kâfirlerden temizleyeceğim ve sana uyanları
Kıyamet Günü’ne kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz banadır. O
zaman aranızda ihtilafa düştüğünüz şeylerde ben hükmedeceğim.”
Bu ayette de görüldüğü üzere, İsa’nın
dünyadaki iki farklı hayatından söz edilir. “Ey İsa: Muhakkak ki Ben seni vefat ettireceğim ve seni Kendime
yükselteceğim” kısmı İsa’nın ilk hayatına işaret eder. Bundan sonraki
ayırım olan: “Ve seni kâfirlerden
temizleyeceğim ve sana uyanları Kıyamet Günü’ne kadar kâfirlerden üstün
kılacağım” kısmı Mesih’in dünyaya ikinci gelişine işarettir, zira ayetin
ilk kısmında belirtildiği gibi İsa’nın ölümünden sonra Ahiret yurdunda “kâfirlerden
temizlenmesi” söz konusu olamaz. Ölmüş insanlara kâfirler Ahiret yurdunda
musallat olamazlar. Burada anlatılmak istenen, Meryemoğlu’na ikinci gelişinde
bu sefer kendisinin Allah tarafından korunacağı garantisi verilmesidir, zira bu
sefer misyonunu zaferle tamamlayacaktır. “Sana uyanları Kıyamet Günü’ne kadar kâfirlerden üstün kılacağım”
kısmı az önce vurguladığımız Rabbimizin müjdesini tasdik etmektedir. Burada ele
alınabilecek birçok detay vardır. Bunlardan birincisi “sana uyanlar” kısmıdır.
Burada “senin mesajına uyanlar” veya “senin mesajına inananlar” değil, özellikle
“sana uyanlar” ifadesi kullanılmıştır, zira İsa Mesih bizzat gelecektir. Ayetin
bundan sonraki kısmı da bu vaat edilen zaferi tasdiklemektedir, zira İsa
Mesih’e uyanların Kıyamet Günü’ne kadar kâfirlerden üstün tutulacağı vaadi
zikredilmektedir. Ayet açıkça gelecekten bahsetmektedir, çünkü İsa Mesih’e uyanlar
tarihin hiçbir kesitinde kâfirlerden üstün tutulmamıştır. Eğer İsa Mesih’in
ikinci gelişi kabul edilmeyecekse, o takdirde İsa’ya uyanların Teslis inancına
inanmış Pavlusçu Hristiyanlar olduğunu kabul etmemiz gerekecektir, çünkü İsa’ya
zamanında hakiki mânâda uyan Yakup Kilisesi imanlıları 70 yılında Roma
İmparatorluğu’nun Kudüs’ü işgali sırasında şehit edilmişlerdir. Eğer Kur’an
ayetinde belirtilen “Kıyamete kadar galip olanlar” Pavlus Hristiyanlığına
uyanlar ise ancak bu şekilde ayet açıklanmış olur ki, bu da Kur’an’ın temel
inançlarına tamamen aykırı teolojik bir hata ifade eder. Kur’an ise asla
teolojik hataya düşmez. Dolayısıyla ayeti doğru anladığımızda, kıyametten önce
gelecek olan İsa Mesih ve ona uyacak kişilerin vaat edilen Rabbin Saltanatını
kuracakları açıktır. Kâfirlere üstünlük sağlanacaktır.
İsa Mesih’in İkinci Gelişi hakkındaki
bir diğer ayet ise 4:159’dur:
“Ehl-i Kitap’tan hiç kimse yoktur ki O’na (İsa’ya)
ölümünden önce iman etmiş olmasın. Kıyamet
günü, O (İsa) onlar
üzerine şahit olacaktır.”
Ayette bahsedilen olay aslında çok
açıktır, fakat ne yazık ki bu ayet birçok tercüman tarafından yanlış
aktarılmaktadır. Ayetteki kelime sırası tamamen yukarıda belirtildiği gibidir.
2000 sene önce İsa Mesih’e Ehl-i Kitap iman etmemiştir. Bu konuda Kur’an,
İsa’nın deliller göstermesine karşılık Yahudilerin ona inanmadığını belirtir.
Bu ayet İsa Mesih’in ikinci gelişini gözlemleyememiş müfessirler tarafından şu
şekilde açıklanmaya çalışılmaktadır: “Ehl-i Kitap’tan herkes ölümlerinden önce
ona (İsa’ya) iman etmesi gerekmeliydi.” Burada birinci olarak belirtmeliyiz ki,
bu tercümanlar ayetteki kelime sıralarını kendi inançları doğrultusunda
değiştirmişlerdir. İkinci olarak, ayette çoğul olarak “ölümlerinden önce”
değil, tekil olarak, yani “ölümünden önce” ifadesi yer almaktadır. Ayeti bu
şekilde tercüme etmenin bir diğer sıkıntısı ise mantıki problemdir. “O’na iman
etmesi gerekirdi” ifadesinin Allah tarafından kastedilmiş olması neredeyse
imkan dahilinde değildir. Boşu boşuna kullanılmış bir ifadeye benzemektedir,
zira peygamberler geldiğinde zaten onlara iman etmek şarttır. Burada yeni
hiçbir bir bilgi verilmemektedir. Ayrıca özellikle “ölümünden önce” ifadesi
kullanılması, yine mantıki bir problemdir. Zira hiç kimse “ölümünden sonra”
iman edemez. Bu da fazladan kullanılmış bir kelimedir. Dolayısıyla bu ayette
geçen “ölümünden önce”yi zorla Ehl-i Kitap’a bağlamak, Kur’an’ı başka hiçbir
yerde göstermediği cümle ve mantık bozukluğuyla itham etmek demektir. Bu ise
mümkün değildir.
Az önceki ayetin gelecekten haber veren
Kur’anî bir kehanet olmasının bir diğer açık göstergesi ise ayette belirtilen
İsa Mesih’e iman edeceklerin “Ehl-i Kitap” şeklinde adlandırılmasıdır. Kur’an,
Muhammed Peygamber öncesi Allah’a inanan topluluklar için hiçbir ayette “Ehl-i
Kitap” ifadesini kullanmamıştır. “Ehl-i Kitap” tabiri, Kur’an’da 31 adet
zikredilmekte olup tamamı sadece Kur’an nazil olunduktan sonraki inanan
topluluklar için zikredilmektedir [1]. Yani 4:159 ayetindeki “Ehl-i Kitap’tan hiç kimse yoktur ki O’na
(İsa’ya) ölümünden önce iman etmiş olmasın” ifadesinde yer alan “Ehl-i
Kitap” kısmının İsa Mesih zamanındaki Yahudiler için kullanılmış olmasını
düşünmek, özellikle bu konuda Kur’an’a tam tamına vakıf olamamaktan
kaynaklanmaktadır. Kur’an’ın Muhammed Peygamberden önceki zamanda Allah’a iman
etmiş kavimleri “Yahudiler, Beni İsrail’den olanlar, Musa Kavmi, Lût Kavmi”
şeklinde adlandırdığını bilenler, ayetteki bu detayı göz ardı etmemelidirler.
Sonuç olarak, kesin bir şekilde görülmektedir ki “Ehl-i Kitap’tan hiç kimse yoktur ki O’na (İsa’ya) ölümünden önce iman
etmiş olmasın” kısmı, 2000 sene öncesinden değil, gelecekte vuku bulacak
büyük bir hadiseden haber vermektedir.
Son bir bilgi olarak, ayette yine İsa
ile Kıyamet kelimesinin bir arada kullanılmasının da altı çizilebilir. Bütün
bunlar göz önüne alındığında İsa Mesih’in İkinci Gelişi’nin müjdesi bu ayette
çok net gözükmektedir.
İsa Mesih’in Gelişi hakkındaki 110. Sure
Kur’an’ın son nazil olan suresi Nasr
Suresidir ve İsa Mesih ile direk bağlantılıdır. İbranicede İsa ismi Yeşua yani
“Yahova’nın Yardımı”dır. Bu ismin Arapçadaki tam karşılığı Nasrullah’tır. Öte
yandan İsa Nasıralı’dır ve Kur’an’da onun takipçilerine “Nasraniler” denilir.
Dolayısıyla Nasr kelimesi ile İsa doğrudan bağlantılıdır. Bir üçüncü ayet
olarak İsa ile Nasr kelimeleri ilişkisi 61:14’te yine belirtilmiştir. Nasrullah
olan İsa, kendisine Allah davasında kimin yardım edeceğini sorduğunda,
etrafındakiler ona “Bizler Ensarullahız” demişlerdir. Ensar kelimesi Arapçada
Nasr kökünün çoğuludur. İsa Nasrullah, havarileri ise Ensarullah’tır. 110. sure
açık olarak İsa’nın (NASRULLAH) geleceğini ve kendisine Tanah’ta ve Kur’an’da
yüklenmiş olan mesihi görevini tamamlayacağını haber vermektedir:
“Nasrullah (Yeşua) geldiği ve gerçek açılımın
gerçekleştiği ve insanların akın akın Allah’ın Dinine girdiğini gördüğün zaman,
Rabbini an, hamdet ve O’na pişmanlığını ifade et. Muhakkak ki O, pişmanlıkları
bağışlayandır.”
Bu ayette ifade edilen bilgi, Allah’ın
Dininin bütün dünyada kabul görmesi ve Kur’an’ın kabulü olayıdır. Bu şekilde
Kur’an ile Tanah’ın bütün müjdeleri tekrar taahhütlenmiştir.
İsa Mesih ve 19 mucizesi
İsa Mesih kendisinin “Alfa ve Omega”
olduğunu söyler. Bu iki kelime Yunan alfabesinin ilk ve son harflerini ifade
eder. Burada İsa’nın Yunan alfabesini kastetmediği açıktır. Günümüzde tüm dünyada
kullanılan onluk sayısal düzeneğe “Alfa ve Omega” formülünü uygulayacak
olursak, Alfa 1’e, Omega ise 9’a denk gelir ki ikisi beraber 19 eder. Bu ise
Kur’an’ın matematiksel mucizesidir.
Bunun yanında, Yeşua’nın İkinci
Gelişi’ni doğrudan tasdikleyen 110. sure yine İsa ile doğrudan bağlantısı olan
19 arasında mucizevi bir bağ kurar. Kur’an’ın ilk vahyolunan suresi 19 ayetten
oluşurken, son vahyolunan suresi olan NASR suresi 19 KELİME’den müteşekkildir
ve Kur’an’da Nasr suresinden başka 19 “kelimelik” hiçbir sure yoktur. Allah
Kelamı ise İsa’yı Allah’ın KELİMESİ olarak tanıtır (3:39, 45; 4:171). Bütün bu
bilgileri “tesadüf” olarak nitelendirmek imkân dairesinde değildir. Bunun
yanında 110. surenin ilk ayeti olan “Nasrullah (Yeşua) gelecek ve gerçek açılım
gerçekleşecek” kısmındaki toplam harf sayısı da yine tam tamına 19’dur.
Az önce söylenilenlere ilaven, 19
mucizesinin Ehl-i Kitap’ı hidayete erdireceği 74. surede açıklanmıştır. İsa’nın
İkinci Gelişi ve Ehl-i Kitap’ı Kur’an’a davet etmesi ile 19 mucizesinin yakın
tarihte eda edeceği misyon da tamamen birbiriyle örtüşmektedir.
Bütün bunlardan ziyade, tüm Kur’an’ı
muhteşem 19 matematiksel sistemi üzerine bina eden Rabbimizin, 19. sureyi ve
19. ayetini boş bırakması düşünülemez. Bilindiği gibi 19. surenin ismi Meryem suresidir
ve İsa ile direk bağlantılıdır. Bunun yanında, Kur’an’da sadece bir kere tekrar
edilen 19. surenin 19. ayeti ise başka değil, İsa’nın doğumunun müjdelendiği
ayettir. Yüzlerce konu arasından ve sözü edilen onlarca peygamber arasından, bu
ayette bizzat İsa’dan bahsedilmesi, başlı başına 19 mucizesi ile İsa’nın bağını
ispatlar. Bunun yanında, İsa Mesih hakkında Kur’an’da onlarca ayet olmasına
karşılık, konu olarak İsa’nın doğumunun müjdelenmesinin bu ayette yer alması,
kombinasyonel matematik hesapları ile ihtimali düzinelerce hanelik rakamlardan
sadece bir olasılıktır ve şans eseri sonucu burada bulunması imkânsızdır. Bu,
ancak ve ancak, ilmi her şeyi kuşatan Alemlerin Rabbinin Yüce Kitabında bizlere
inkişaf ettirdiği bir mucizedir.
19. surenin 19. ayetinin özel olarak
İsa’dan bahsetmesi ve iki kere 19’un yan yana gelmesi de İsa Mesih’in dünyaya
iki kere geleceğinin ispatıdır. Ayrıca bu ayetteki bütün harfleri şeddeleriyle
beraber sayarsak, toplam harf sayısı da inanılmaz bir şekilde 19'un tam iki
katını vermekte olup muhteşem bir mucizeyi teşkil etmektedir:
Kalu:
kaf elif lam: 3; innama: elif hamze nun nun mim elif: 6; ene: elif hamze nun
elif: 4; rasulu: ra sin vav lam: 4; Rabbiki: ra ba ba kef: 4; li ehebe leki:
lam elif hemze he ba lam kef: 7; ğulame: gayın lam elif mim elif: 5; zekiyye:
ze kef ya ya elif: 5=38
Bütün burada belirtilenler, İsa Mesih’in
yeniden dünyaya geleceğinin ve 19 mucizesi ile Allah’ın izniyle Ehli Kitap’ı
hidayete erdireceğinin ispatıdır. Bu kadar tevafuku “sadece şans” olarak
değerlendirmek rasyonel düşünen zihinlerin kabul edemeyeceği bir hadisedir.
İsa’nın İkinci Gelişi ve 19 mucizesinin
bir diğer bağlantısı ise 19 mucizesinin “Sadece Kur’an” mesajı olmasıdır.
Yukarıda belirttiğimiz İsa Mesih’in geleceğinden bahsedilen ayetlere
bakıldığında görülecektir ki “Bana
tabi olun” (43:61), “Sonra
dönüşünüz Bana’dır” (3:55) ifadeleri İsa Mesih’in “Kur’an Müslümanı”
olacağını ve başka hiçbir hadis kitabı kullanmayacağını anlatır. Bu ayetlerde
Rabbimiz özellikle kendisine tabi olunmasını emretmektedir ve bu sadece Kur’an
ile mümkündür. İsa Mesih Allah Kelamından başka hiçbir hadis ve menkıbe
kitabına iman etmeyecektir. Aynı şekilde bu bilgi yukarıda altı çizilen Tanah
ayetleri ile kıyaslandığında gözlemlenecektir ki “El Mesih,” “Şalom Antlaşması”
olan ve diğer ayetlerde kabul edilmesi emredilen Kur’an’ı Ehl-i Kitap’a
sunacaktır.
İsa’nın Geleceği Kur’an’da ret edilmiş
midir?
Kur’an, Hristiyanların Allah’ın “üç”
olması, Allah’ın oğlu olması, İsa’ya ibadet edilmesi gibi en önemli yanlış
inançlarını açıkça ayetler vasıtasıyla reddeder. Buna ilave olarak da
Hristiyanların doğru oldukları hususlar da kabul edilmiştir: İsa’nın mucizevi
doğumu, İsa’nın mucizeleri, Kutsal Ruh ile desteklenmiş olması gibi...
Aşağıdaki listede Hristiyanlık doktrinleri ve bunların Kur’an’daki yansımaları
listelenmiştir:
• İSA’NIN MUCİZEVİ DOĞUMU – 19:19’DA
TASDİKLENMİŞTİR
• İSA’NIN MUCİZELERİ – 3:49 ve 5:110’ DA
TASDİKLENMİŞTİR
• KUTSAL RUH İLE DESTEKLENMESİ – 2:87’DE
TASDİKLENMİŞTİR
• İSA’NIN ALLAH’IN OĞLU OLMASI -
19:92’DA REDDEDİLMİŞTİR
• İSA’YA İBADET EDİLMESİ – 5:116’DA
REDDEDİLMİŞTİR
• İSA’NIN RAB KABUL EDİLMESİ – 3:64’TE
REDDEDİLMİŞTİR
• ALLAH’A «ÜÇTÜR» DENİLMESİ – 4:171’DE
REDDEDİLMİŞTİR
• İSA’NIN YAHUDİLER TARAFINDAN
ÖLDÜRÜLMÜŞ OLMASI – 4:157’de AÇIKLANMIŞTIR
Burada sormamız gereken soru şudur:
Kur’an İsa hakkında Hristiyanlığın en önemli yanlış doktrinlerini açıkça
reddederken, nasıl olur da, yine Hristiyanlar için “en önemlisinin en önemlisi”
olan İsa Mesih’in İkinci Gelişi hakkında aleyhte bir şey söylemeyip bu “yanlış
inancın” önünü kesmez?
• İSA’NIN KIYAMETTEN ÖNCE TEKRAR
YERYÜZÜNE GERİ GELECEK OLMASI - ??????????????????????????????????????
Bu tamamen imkânsızdır. Kur’an, İsa’nın
Yeniden Gelişi şeklindeki -sözde- “yanlış inancın” önünü kesmek şöyle dursun,
yukarıda açıkladığımız gibi bilakis birçok ayette ilim sahipleri tarafından
rahatlıkla tasdik edilir nitelikte bu olayı onaylamıştır.
İsa Mesih’in İkinci Gelişi Allah’ın
Sözü’dür
Makalemizin tamamı dikkatle incelenecek
olursa, İsa Mesih’in İkinci Gelişi’nin vuku bulmasının Rabbimizin açık bir
vaadi olduğu görülmektedir. Mesih’in tekrar dünyaya gelişi, dünya üzerinde
Allah’a inananların bir arada toplanmalarına vesile olacaktır. Bu büyük hadise,
yukarıda anlatılmış ayetlerden ziyade bir de 3:64’te belirtilmektedir:
“Söyle: Ey Kitap Ehli! Sizinle bizim aramızda ortak
olan bir KELİME’ye gelin.”
Görüldüğü gibi bu ayette yine özellikle
“KELİME” ifadesi kullanılmıştır. Yukarıda da belirtildiği gibi, İsa Mesih
Allah’ın KELİME’sidir (3:39, 45; 4:171) ve bütün inananlar bekledikleri Peygamber
Mesih’in etrafında birleşip toplanacak ve yalnız Allah’ı Rab kabul
edeceklerdir. İsa Mesih’e özellikle verilen bu sıfat Yüce Kur’an’da başka
hiçbir peygamber için kullanmamıştır. Bütün bu ifade edilenlerin yanında, Rabbimiz
bizlere büyük bir mucize daha göstermiştir. Tüm İbrahimî Dinlerin ortak noktası
olacak İsa Mesih’i temsil eden KELİMETULLAH(كلمة الله) teriminin ebced değeri 557, Yeşua olan NASRULLAH
(نَصْرُ اللَّه) teriminin ebcedi ile (407), İSA (عيسى) isminin
ebced değerinin (150) tam toplamına denk gelir. Ayet, sonrasında ise insanlığı
sadece Allah’a hizmet etmeğe ve O’ndan başka hiçbir
varlığı “Efendi” kabul etmemeğe davet etmektedir. Bu ise, az önce de açığa
kavuştuğu gibi, yeryüzüne İsa Mesih ile yayılacak Tevhit inancının müjdesi ile
birebir örtüşmektedir. Ayrıca Kur'an'da sözü edilen birçok peygamber içerisinde
"ölülere hayat veren" tek peygamberin İsa Mesih olması da asla ve
kat'a bir raslantı değildir. İsa Mesih'in Dünyaya İkinci Gelişi Ahiret’e
inanmayanlar için ona inanmaları adına büyük bir delil olacaktır. İsa
peygamber, zamanında ölüleri diriltirdi (3:49) ve Ahiret’e inanmayan birçok
insan onun sayesinde ölümden sonra yaşamın tekrar mümkün olduğuna iman etmişti.
Bu mucize ile de Meryemoğlu İsa Mesih zamanındaki Musevi halkına peygamber
olduğunu ispatlamıştır. Ahiret'in inkar edildiği günümüz dünyasında ise Rabbimiz
elbette Kendi katından tüm insanlara bir Rahmet olması için (19:21) Kelime'si
olan kulunu gönderecek ve 2000 yıl önce onun eliyle gerçekleştirdiği ölüleri
diriltme mucizesini bizzat İsa Mesih’i tekrar diriltmesiyle tekrar
gerçekleştirecektir. Bu şekilde de insanların kalpleri de ölümden sonra tekrar
dirilme konusunda da tam tamına tatmin olacaklardır. Rabbimiz bu hakikati
görebilmeyi bütün kullarına nasip etsin ve bizleri de bu vaat edilen barış
günlerine ulaştırsın.
Duamız bütün dünyanın tekrar gelmesini
beklediği İsa Mesih’in bir an önce inkişaf ederek mesihiyetini ispatlayıp
Kur’an’ı bütün Ehl-i Kitap’a kabul ettirmesidir. Bunun yanında da şimdiden bu
misyonun Kur’an’i düşünen mü’minler tarafından harekete geçirilmesidir. Bu,
geldiğinde Mesih’in görevini kolaylaştıracaktır. Rabbimiz nasip ederse, bu
şekilde birçok Sünni ve Şii müslümanı da “Sadece Kur’an” mesajının doğruluğunu
gözlemleme fırsatı bulacak ve onlar da inşallah “akın akın” Allah’ın Dinine
gireceklerdir. Bunun yanında da inşallah Musevilik ve Hristiyanlık dünyası
Kur’an’ı kabul edeceklerdir. Sonuç itibariyle inşallah tüm insanlar yalnız
Allah’a kul olacak ve Nasr suresinde müjdelendiği gibi Allah’ın Gerçek Fethi
gerçekleşmiş olacaktır.
Taner Eon DEMİRCİ LOPEZ
------
[1] 2:105, 109; 3:64, 65, 69, 70, 71,
72, 75, 98, 99, 110, 113, 199; 4:123, 153, 159, 171; 5:15, 19, 59, 65, 68, 77;
29:46; 33:26; 57:29; 59:2, 11; 98:1, 6
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder