21 Mart 2018 Çarşamba

İSA MESİH ŞALON ANTLAŞMASI OLAN KUR'AN'I EHL-İ KİTAP'A SUNACAKTIR



Allah Kelamı Kur’an, Kâinatın Efendisi olan Rabbimiz Hazreti Allah’ı en güzel sıfatlarıyla tanıtan muhteşem bir kitaptır. İçi, bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiş mücevherlerle dolu bir definedir. Bu kitap insanlık için barış, huzur ve mutluluk vaat etmektedir ve hiç şüphe yok ki yakın istikbalimizde tüm insanlığa mürşit olacaktır.

Yukarıda söylenen söz birçok insana çok iddialı gelebilir. Fakat bu bilgi bizlere gerek Tanah gerekse Kur’an ayetlerinden aktarılmıştır. Rabbimiz, olacak bir şeyi bizlere önceden bildirmiştir. Eğer sözü veren Allah ise, o zaman O’nun vaadinde asla ihtilaf olmaz ve verdiği sözler mutlaka gerçekleşecektir.

Bu makalemizin amacı Rabbimizin az önce sözü edilen vaadini bizzat O’nun vahyinde görmek olacaktır. Hedefimize ulaşmak için Tanah ve Kur’an ayetlerini sunacak, sonrasında da bu bilgileri sentezleyeceğiz. Bu ayetleri paylaşmanın öncesinde ise hemen konumuza kısa bir giriş ile başlayacağız.

‘İsa Mesih’in Dünyaya İkinci Gelişi’ makalesinde açıkça belirtildiği gibi, Rabbimiz, birçok peygambere gönderdiği kitaplarda kıyametten önce tüm dünyanın sadece kendisine kul olacağını bildirmiştir. Yine aynı makalede ifade edildiği gibi, bu müthiş hadise “El Mesih” tarafından gerçekleştirilecektir. Burada bizim dikkatimizi çeken husus ise, İsrail’in geleceğini ilgilendiren bu olayın Tanah ve Kur’an ayetlerinde bir şarta bağlı olmasıdır ve bu şart gerçekleşmediği sürece asla ve kat’a Rabbin “Büyük İsrail” vaadi gerçekleşmeyecektir. Şimdi konu ile ilgili Kur’an ayetini tekrar hatırlayalım:

Ey İsrailoğulları. Bana verdiğiniz sözü tutun, ta ki Ben de size olan ahdimi yerine getireyim!” (2:40)

Görüldüğü üzere ‘İsa Mesih’in Dünyaya İkinci Gelişi’ makalesinde listelendirilen Rabbimizin İsrailoğullarına vaat etmiş olduğu vaatler bir şarta bağlanmıştır, o da İsrailoğullarının Allah’a vermiş oldukları sözün yerine getirilmesidir. Şimdi de Rabbimiz tarafından koşulan bu kondisyonu Tanah ayetlerinde inceleyelim:




Bugün size ilettiğim buyruklar uyarınca siz ve çocuklarınız Rabbiniz Allah’a döner, bütün yüreğinizle, bütün canınızla O’na uyarsanız, Tanrınız size merhamet edecek, sizi sürgünden geri getirecek. Sizi dağıttığı ulusların arasından yeniden toplayacak. Dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile, Rabbiniz Allah sizleri toplayıp geri getirecek. Sizi atalarınızın mülk edindiği ülkeye ulaştıracak. Orayı miras alacaksınız.” (Yasanın Tekrarı 30:3)

Görüldüğü gibi yukarıdaki ayetin altı çizili bölümünde İsrailoğullarının İsrail topraklarına sağ salim dönmeleri Rabbin buyruklarına uyma koşuluna bağlanmaktadır. Bir sonraki ayette ise Rab bütün İsrailoğullarını onlara göndermiş olduğu buyruklarının tamamının dinleneceğini müjdelemektedir:

Siz yine Rabbin sözüne kulak verecek, bugün size ilettiğim buyrukların hepsine uyacaksınız. Rabbiniz el attığınız her işte sizi başarılı kılacak; çok sayıda çocuğunuz olacak, hayvanlarınızın yavruları, toprağınızın ürünü bol olacak. Rab atalarınızdan nasıl hoşnut kaldıysa, sizden de öyle hoşnut kalacak ve sizi başarılı kılacak. Yeter ki, Rabbinizin sözünü dinleyin, bu Yasa Kitabı’nda yazılı buyruklarına, kurallarına uyun ve bütün yüreğinizle, bütün canınızla O’na dönün.” (Yasanın Tekrarı 30:8-10)
Allah’ın İsrailoğullarına verdiği vaatler ne zaman gerçekleşecek?

Az önceki ayetleri gözlemledikten sonra akıllara “İsrailoğullarına Rabbimizin vermiş olduğu vaatlerin henüz gerçekleşmemesinin sebebi nedir?” sorusu gelmektedir. Bunu cevaplamak zor değildir, zira ayetlerden anlaşılacağı üzere Rabbin İsrailoğullarına emrettiği buyrukların henüz tamamının yerine getirilmediğidir. Bu buyruklar hangi buyruklardır diye düşünelim: Allah’ın İsrailoğullarına vaat ettiklerinin büyüklüğüne bakılacak olursa, uyulmasını arzuladığı buyruğu da o nispette büyük olmalıdır. Burada kastedilen emirler, yüzeysel ve basit emirler olmamalıdır. Bunlardan çok daha önemli, insanlık tarihini etkileyecek büyüklükte olmalıdır. Konuya bu perspektiften bakıldığında Tevrat’a az da olsa hakim olanların gözüne aşağıdaki ayet ilişmektedir:

“Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi O’nun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek. Adıma konuşan peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni Ben cezalandıracağım.” (Yasa’nın Tekrarı 18:18-19)

Bu ayeti seçmemizin nedeni içinde bulunan “Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek” cümlesidir. Zira az önceki Tanah ayetlerinde Allah’ın İsrailoğullarına verdiği vaatlerin yerine getirilmesi için şart olarak bu ifade koşuluyordu. Şimdi hemen bu ayeti detaylarıyla inceleyip Rabbin vaadinin henüz gerçekleşmemesinin sebebinin bu ayet olup olmadığını araştıralım:




Yukarıdaki ayet Allah’ın Musa Peygambere gönderdiği ayettir. Görüldüğü gibi Musa Peygambere kendisinden sonra onun gibi bir peygamber geleceği müjdelenmiştir. Eğer böyle bir peygamber geldiyse ve Allah’ın o peygamber kanalıyla gönderdiği buyruklara uyulmuyorsa, işte o zaman İsrailoğullarına verilmiş vaatlerin neden henüz gerçekleşmediği anlaşılmış olacak demektir. Konu hakkında felsefî açıdan biraz düşünelim:

Ayette geçen “senin gibi” kelimesiyle acaba ne ifade edilmek istenmiş olabilir? Bu ifade çok kapsamlıdır. Örneğin “senin gibi şanı yayılmış” bir peygamber denilmek istenmiş olabilir. Eğer bu şekilde düşünülecek olursa karşımıza iki alternatif çıkar: 1.si İsa Mesih, 2.si ise Muhammed (Ahmet) Peygamberdir. Zira bu ikisi de Musa Peygamber ile dünya üzerinde tanınmış peygamberlerin başını çekmektedirler. Öte yandan “senin gibi şeriat sahibi” anlamı kullanılacak olursa, az önceki ikili alternatif ikiden bire inmiş olur, zira İsa Mesih’in şeriati “Bir yanağına tokat atana diğerini dön” iken, Muhammed Peygamberinki Musa Peygamberinkiyle aynı olan “Kısasa kısas”tır. Üçüncü olarak peygamberlik bakımından “senin gibi” kastedilmişse, o zaman yine oklar Muhammed Peygamberi gösterir, zira ne Musa ne de Muhammed Peygamberin “El Mesih” sıfatları vardı, fakat ikisi de Kur’an’a göre hem Resul hem de Nebilerdi. İsa Mesih diğer peygamber içinde hem Resul, hem Nebi ve aynı zamanda da Mesih olan tek peygamberdir. Dördüncü olarak ise “senin gibi” denilmekle Musa peygamberin doğumu kastedilmiş de olabilir. Eğer bu şekilde ise buradan yine Muhammed Peygamber anlaşılır, zira İsa Mesih, yeryüzünde babasız dünyaya gelen tek insan olması hasebiyle ne Musa ne de Muhammed Peygambere benzer.

Ayette geçen diğer bir husus ise “onlara kardeşleri arasından” ifadesidir. Allah burada Musa Peygamberle konuşurken, Musa Peygamberin muhatabı olan İshakoğullarının kardeşleri arasından bir peygamber çıkaracağını bildirmektedir. Bilindiği gibi İshakoğullarının kardeşleri İsmailoğullarıdır. Eğer burada “onlara kendi aralarından” ifadesi kullanılsaydı, o zaman ayette müjdelenen peygamber İsa Mesih veya İshakoğullarına gönderilmiş başka bir peygamber olabilirdi. Fakat ayetteki “kardeşleri arasından” ifadesi doğrudan doğruya müjdelenen peygamberin İsmailoğullarından geleceğini belirtmektedir. Bilindiği gibi İsmailoğulları arasında Muhammed peygamberden başka hiçbir peygamber zuhur etmemiştir. Yasa’nın Tekrarı kitabından müjdelenen peygamberin Muhammed (Ahmet) Peygamber olduğu kesinleşmektedir.

Yine aynı ayette sözü edilmesi gereken son husus ise “Sözlerimi O’nun ağzından işiteceksiniz” ifadesidir. Kur’an’ı hakkıyla inceleyen herkes şahittir ki, o, öğretileriyle, içerdiği bilgilerle, bilimsel ve matematiksel mucizeleriyle şüphesiz Allah Kelamı’dır. Ayrıca birçok ayetin başındaki “Kul” yani “Söyle!” emri, konuşanın Ahmet Resul değil, bizzat Allah olduğunu kanıtlar ve bu hadise “Sözlerimi O’nun ağzından işiteceksiniz” ifadesiyle tam tamına örtüşmektedir. Bu açıklamalardan sonra az önceki konu başlığında sorduğumuz sorunun cevabı da verilmiş olmaktadır. Yasa’nın Tekrarı 18:18-19’da belirtilen peygamber, delilleriyle görüldüğü gibi Ahmet Resul ise, İsrailoğullarına Rabbin verdiği vaatler ancak ve ancak onların Allah Kelamı olan Kur’an’ı kabulüyle gerçekleşecektir. Bu müthiş hadise, Tevhid inancının dünya geneline İsrailoğulları tarafından Kur’an ile yayılacağı müjdesi anlamına gelmektedir. Kur’an “Büyük İsrail” için Tanah’ta da müjdelendiği gibi yeni bir ruh olacaktır:

Onlara tek bir yürek vereceğim, içlerine YENİ BİR RUH koyacağım. İçlerindeki taş yüreği çıkarıp onlara etten bir yürek vereceğim.” (Hezekiel 11-19)
Size yeni bir yürek verecek, içinize YENİ BİR RUH koyacağım. İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim. Ruhumu içinize koyacağım; kurallarımı izlemenizi, buyruklarıma uyup onları uygulamanızı sağlayacağım.” (Hezekiel 36:26-27)

Kur’an ise Hezekiel Peygamberin bu kehanetini tasdiklemektedir:

“Biz böylece sana katımızdan BİR RUH vahyettik. Sen kitap nedir iman nedir bilmezdin. Ancak onu, dilediğimiz kulları doğruya ulaştıran bir ışık kıldık. Sen elbette doğru yola kılavuzluk ediyorsun.” (42:52)





Kur’an, İsrailoğulları için yeni bir antlaşma olacaktır ve inananları Tanah’ın yükümlülüklerinden kurtarıp, onlara pratiğe geçirilmesi çok daha kolay bir yaşam sistemi sunacaktır. Bilindiği gibi Kur’an, Muhammed Peygamberin vefatından en az iki asır sonra kaleme alınmış sözde hadis kitaplarındaki ritüelleri onaylamamaktadır. Kur’an’daki Din’de ritüel yoktur:

Ama o günlerden sonra İsrail halkıyla yapacağım antlaşma şudur, diyor Rab; ‘Yasamı içlerine yerleştirecek, yüreklerine yazacağım. Ben onların Rabbi olacağım, onlar da Benim halkım olacak. Bundan böyle kimse komşusunu ya da kardeşini, ‘Rabbi tanıyın’ diye eğitmeyecek. Çünkü küçük büyük hepsi tanıyacak Beni’ diyor Rab...” (Yeremya 31:33-34)

Kur’an, Mesih’in Ehl-i Kitap’a sunacağı Tanah’ta müjdelenmiş Şalom Antlaşması’dır.

‘İsa Mesih’in Dünyaya İkinci Gelişi’ makalesinde de belirtildiği gibi, İsrailoğullarının Allah’ın tüm buyruklarını yerine getirmesi kendilerine Mesih tarafından sunulacak Kur’an ile vuku bulacaktır. Yukarıda çeşitli ayetlerde de izah edilmesinin yanında, aşağıdaki ayette de Rabbimiz Arapçada ‘İslam’ anlamına gelen ‘Şalom’ antlaşmasını İsrailoğullarına sunacağını Hezekiel Peygamber tarafından müjdelemiştir:

Kulum Davut [1] onların kralı olacak, hepsinin tek çobanı olacak. Benim buyruklarımı izleyecek, kurallarıma uyacak, onları uygulayacaklar. Kulum Yakup’a verdiğim, atalarınızın yaşadığı ülkeye yerleşecekler. Kendileri, çocukları, çocuklarının çocukları Ebediyet için orada yaşayacaklar. Kulum Davut Ebediyetle onların önderi olacak Onlarla Şalom antlaşması yapacağım. Ebediyet’in Antlaşması onlarla olacak. Onları yeniden oraya yerleştirip sayıca çoğaltacağım. Mabedimi Ebediyet için onların ortasına kuracağım. Konutum aralarında olacak; onların Rabbi olacağım, onlar da benim halkım olacak. Mabedim sonsuza dek onların arasında oldukça uluslar İsrail’i kutsal kılanın ben Rab olduğumu anlayacaklar.” (Hezekiel 37:24-28)
İsrailoğulları kimlerdir?

İsraloğulları terimi günümüzde ne yazık ki İslam-Hadis literatüründen ve Yahuda halkından ötürü sadece bir ırk ile sınırlandırılmaktadır. Bu ise Kur’an’a inanan birçok kimsenin aklını kurcalamaktadır: “Nasıl olur da Allah, bir insan ırkını sadece kan bağı dolayısıyla ön plana çıkarır? Halbuki Rabbimiz çeşitli Kur’an ayetlerinde inananların üstün olduklarını vurgulamaktadır.” Bunun cevabı yine tarih bilgisinde yatmaktadır.

Bilindiği gibi İsrail ismi Allah tarafından Yakup Peygambere verilen isimdir. Yakup Peygamberin oğlu Mısır’a gidip orada devlet yönetiminde yer edinince ailecek oraya taşınmışlar ve burada uzun yıllar ikamet etmişlerdir. Bundan sonra da orada sadece Allah’a inanmışlar ve birçok insanın da Allah’ın Dini’ne girmesine vesile olmuşlardır. Musa’nın kayın babası olan Yetro’nun Musa peygamber sayesinde Allah’ı tek ilah olarak kabul etmesi gibi... Bu şekilde birçok insan Allah’ı Tek Rab olarak kabul ederek ‘İsrailoğlu’ olmuşlardır.
Günümüzde de aynı şey geçerli olacaktır. Bugünkü Yahudi ve Hristiyanlar olan İsrailoğullarının Kur’an’ı kabul etmesiyle tüm dünyadaki Muvahhitler İsrailoğlu kimliği altında birleşecek ve Rab tarafından yalnız Allah’a dönüldüğü için diğer milletlerden üstün tutulacaklardır.
                                                                                Taner Eon DEMİRCİ LOPEZ
-------
[1] Hezekiel peygamber Davut peygamberden sonra gelmiştir. Ayetin başında kendisinden önce gelip vefat etmiş olan Davut peygamberin ileride İsrail’in başı olacağınu müjdelemiştir. Bu ise vefat etmiş biri için olanaksızdır. Bunun sebebi Tanah’ta kullanılan edebî kriterdir. Tanah’ta Davutoğlu lakaplı olmasından ötürü Mesih için ‘Kulum Davut’ ifadesi kullanılmaktadır. Dolayısıyla burada bahsedilen şahıs İsa Mesih’tir.
[1] Yeremya 33:14-17, Hezekiel 34:23-30’da aynı pasajlar daha birçok başka pasajda yer almaktadır...
[2] 2:105, 109; 3:64, 65, 69, 70, 71, 72, 75, 98, 99, 110, 113, 199; 4:123, 153, 159, 171; 5:15, 19, 59, 65, 68, 77; 29:46; 33:26; 57:29; 59:2, 11; 98:1, 6

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder